24 03 2011

Şiir Atlası

Şiir Atlası

'Öp beni kanatarak'

Gümüş Yüzyılı'nın en yetenekli ve ünlü şairlerinden biri olan Sergey Aleksandroviç Yesenin, 21 Eylül 1895'te dünyaya geldi. Ailesi mutlaka köy öğretmeni olarak yetişmesini isterken Sergey'in kafasında ise çok farklı şeyler vardı. 1912'de, okulu bitirdikten sonra, matbaacı İ. Syitin'in yanında dizgici olarak çalışmaya başladı. Anna Romanovna İzryadnova ile orada tanıştı ve alelacele evlendi. 1914'te 'Huş Ağacı' adlı ilk şiirini bir çocuk dergisinde yayımlandı. Genç şair 1915 yılında Petrograd'a gitti ve orada o zamanın en ünlü Rus şairlerinden Blok, Gorodetski ve Kluev ile tanıştı. İlk şiir kitabı Radunitsa da (Yas Yortusu) 1916 yılında yayımlandı. Sonrasında da diğer kitapları geldi. 1925 yılında ölen Yesenin'in mezarı Moskova'nın Vagankov Mezarlığı'nda bulunmakta ve günümüzde de sevenleri tarafından sık sık ziyaret edilmektedir.

CEVAT ÇAPAN

SILAYA DÖNÜŞ

Coşunca sılamı görmek hevesi

Çocukluk köyüme

Döndüm yine de

Yaşlı bir burç gibi yerli yerinde

Yükselmekte haçsız dik çan kulesi.

Ne denli değişmiş her şey burda da

Devinim var yoksulların ömründe.

İnanılmaz şeyler gözüm önünde

Beliriyor rastlantıyla art arda.

Tanıyamıyorum

Evimi bile:

Selam yok sevdiğim akçaağaçtan,

Önceleri eşikte oturan anam

Civciv beslemiyor artık eliyle.

Yaşlanmış olmalı, hem de çok

Şimdi.

Ve şaşkın dört yana bakıyorum ben,

Bu yabancı yeri hiç çözemeden.

Tek dağ ağarıyor eskisi gibi

Onun eteğinde

Boy boy taşlar var

Bu bir mezarlıktır!

Ve haçlar burda

Düşen askerlerce yaylım sonunda

Sanki birbirine kucak açmışlar.

İki büklüm ve değnekli

Bir dede

Tozlu yolda ilerliyor bu yana:

'Söyler misin dedeciğim

Nerede

Oturuyor Yesenin'in Tatyana?'

'Tatyana' Hmmm'

O evin ardında işte.

Ya sen?

Yoksa onun

Berduş oğlu mu?'...

'Oğluyum.

Ne oldu, ne bu endişe?

Gözlerin

Kedere neden gark oldu?'

'Demek ki

Torunum şu an yabancı!..'.

'Ah dede, karşımda sensin desene?'

Ve o ağır sohbet, zehirden acı,

Süzüldü gözlerden otlar üstüne.

'Sen otuzunu aşkın değilsin kesin'

Ben üç kere otuz'

Yolcuyum artık.

Zamanıdır demek geri dönmenin.'

Konuşuyor, ama kaşları çatık.

'Dönmelisin! Evet!

Komünist misin?'

'Yo!..'

'Kız kardeşlerin hep komsomolcular.

Yaptıkları iğrenç! Halleri çirkin!

Akşam ikonları yere vurdular,

Kilise haçını kırdı komiser.

Tanrı inancına hançer vuruldu

Ve benim ibadet ettiğim tek yer

Dağdaki

Akkavak gölgesi oldu'

Sen '

Evde her şeyi anlarsın zaten.'

Yürüyoruz yeşillikler içinde.

Kır ve bayırlara sevinirken ben

Dedemin gözleri hep kilisede.

'Merhaba ey anam, halin nicedir?'

Gözlerim gözyaşı döküyor oysa.

Burda inek bile ağlayabilir

Bu sefil ortamı bir görmüş olsa.

Duvarda küçük bir Lenin takvimi

Kız kardeşlerimin

Mekânı bu yer '

Sanki temennaya zorluyor beni

Sılamda gördüğüm değişiklikler.

Geliyor etrafın

Kızı, gelini'

Bir şey arıyorlar tavırlarımda

Byron edasıyla köpeğim beni

Havlayarak karşılıyor kapıda.

Sılam benim!

Değişmişsin

Gerçekten.

Çağ beni de değiştirdi, doğrusu.

Dedem hâlâ kırgın umutsuz iken,

Kardeşim gülüyor ağız dolusu.

Lenin'e ikona diyemem asla,

Dünyayı bilenim'

Evini seven'

Eğilip verilen hoş bir selamla

Eski banka çöküyorum yeniden.

'Ha, konuş!' deyince

Kardeşim o an

'Kapital'e İncil gibi dalıyor.

Bense habersizim

Engels'ten,

Marks'tan

Onlar için zaten vaktim kalmıyor.

Gülünç buluyorum

Sanki kendimi

Kardeşimin beyin fırtınasında'

Byron edasıyla köpeğim beni

Havlayarak karşılıyor kapıda.

* * *

'Saadi, demiştin bir defa bana,

Öpermiş kızların memelerini'.

Sen de biraz sabret, allahaşkına,

Elbet göreceksin hünerlerimi.

Bir şarkında demiştin ki 'Şu Fırat

Kızdan güzel güller görmüş, a canım!'.

Ben de olduğumda çok zengin bir zat

Daha hoş bir şarkı uyduracağım.

Ben yine de gül budarım bahçemde

Bir başkadır dünyada gül sevgisi '

İçlerinde olmadığın bilsem de

Şahane'den daha güzel birisi.

Bana öğüt vermek sanırım ayıp

Çok şükür bağımsız bir insanım ben '

Bu dünyada şair gibi yaşayıp

Şair gibi öpüyorum öperken.

* * *

Şahane'm, bir tanem, Şahane'm benim!

Ben bir kuzey çocuğuyum, bildin mi,

Dinle, anlatayım memleketimi,

Talazlanan çavdarını enginin.

Şahanem, bir tanem, Şahanem benim!

Ben bir kuzey çocuğuyum, bildin mi,

Orada ay doğar yüz cilve ile

Kentlerin en hoşu Şiraz'da bile

Unutulmaz o bizim Ryazan iklimi.

Ben bir kuzey çocuğuyum, bildin mi.

Dinle, anlatayım memleketimi,

Ben çavdardan aldım bu kumrallığı

Anmalık say onu oranın malı '

Azaltmış olursun sıla derdimi.

Dinle, anlatayım memleketimi.

Talazlanan çavdarını enginin.

Düşledikçe perçemimi seyret sen.

Gülümse sevgilim, sevin, neşelen.

Yansıtmasın bana bu halin senin

Talazlanan çavdarını enginin.

Şahanem, bir tanem, Şahanem benim!

Kuzeyde bir kız bırakmıştım ben

Sanki inadına sana benzeyen,

Hâlâ beni anmasını isterim'

Şahanem, bir tanem, Şahanem benim!

* * *

Ben görmüş değilim Boğaziçi'ni

Benden onu anlatmamı isteme.

Mavi bir alevin titreyişini

Gördüm fakat senin gök gözlerinde.

Bağdat yollarında kervan sürmedim

Ne kınam var, ne de ipek kumaşım.

Eğil benim servi boylu güzelim,

Dizlerin üstünde dinlensin başım.

Yoksa hiç mi merak doğurmaz sende

Ölümsüz davalar, benim kimliğim '

Örneğin o Rusya denen ülkede

Ben sevilen çok ünlü bir şairim.

Talikalar öter benim kalbimde,

Mehtabın altında köpekler havlar.

Duydun mu dünyanın hangi yerinde

Bulunur doğduğum o mavi diyar?

Kasvetten gelmedim senin yanına

Sen bana gaipten 'Gel' dedin, geldim.

Kuğu ellerini uzatıp bana

Sarıldın, üstüme kol kanat gerdin.

Huzuru ne denli önemsesem de

İlenmedim geçmiş coşkun günleri

Tanıt öz yurdunu birazcık sen de,

Anlat bana neşe dolu bu yeri.

Hüznüm bitsin, filizlensin umudum

Tazelesin beni saçtığın esin,

Kuzeydeki o kız için duyduğum

Özlem duyguları eriyip gitsin.

Görmemiş olsam da Boğaziçi'ni

İnan ki ben onu keşfettim sende '

Mavi bir alevin titreyişini

Gördünce o güzel gök gözlerinde.

ANAMA MEKTUP

İyi misin yaşlı anam, can anam?

Ben iyiyim. Yürekten selamlar sana!

Başın üstündeki o alçacık dam

Hep gark olsun ayın aydınlığına.

Yazdılar ki acılardan bezmişsin;

Aynı giysilerin içinde yorgun,

Oturup üstüne yaşlı eşiğin

Hep benim dönmemi bekliyormuşsun.

Bilirim karanlık çökene kadar

Sessizce yolları gözlemek zordur:

Hayalinde sarhoş kabadayılar

Belki de hep beni bıçaklıyordur.

Ama canım anam, üzülme asla

Gördüklerin sırf kâbustur, eminim.

Ben, sana hasretken, senden uzakta,

Ayyaş gibi nasıl ölebilirim!

Ben hep sevecenim eskisi gibi

Bilir misin gizli kuruntum nedir:

Unutup bu kahredici günleri

Hemen o alçacık eve dönmektir.

Hele bahçemizde dallar bu kez de

Çiçekle süslensin beyaz ve iri.

Ama sen uykumu bozma seherde

Sekiz yıl öncesi yaptığın gibi.

Uyandırma o romantik düşleri,

Uyutulmuş hislerime dokunma '

Yaşam ki en küçük yaşımdan beri

Hep büyük acılar yaşattı bana.

Ne dualar öğret bana ne iman,

Geriye dönmeyi asla istemem.

Sensin benim sığındığım son liman,

Son ışığım, üzerimde titreyen.

Yetsin artık bunca azap çekişin;

Aynı giysilerin içinde yorgun,

Oturup üstüne yaşlı eşiğin

Beni beklemekten vazgeç n'olursun.

* * *

Öp beni kanatarak

Acıtarak öp beni

Ne mümkün ayarlamak

Kalbimin ateşini.

Boşaltılan kadehler,

Eğlencenin zevkidir.

Unutma ki ey dilber,

Hayat bir kez verilir!

Bak pusarık perdeyi

Sis kaplarken ufukta

Ay, sarı karga gibi,

Yükselerek uçmakta.

Öp beni ve şehvet sun

Çünkü ecel yakında.

Gökteki ay sonumun

Sanırım ki farkında.

Erkekliğim esridi!

Ölümse ölüm, derim!

Ben seni, ey sevgili,

Öperken ölmeliyim.

Düş mavisi sabrımla

Tutsağındım hep senin,

Keşke kiraz ağzınla

'Ben seninim' deseydin.

Bu bardak bir gün biter,

İç, eğlen ve transa gir '

Çünkü hayat, ey dilber,

Yalnız bir kez verilir!

* * *

Hoşça kal, ey Bakû! Ayrılmaktayız.

İçimde hüzün var, içimde korku.

Sancıyan bu yürek, atan bu nabız

'Dost' sözcüğünün en net yorumu.

Hoşça kal, ey Bakû! Ey Türk evladı!

Kanım çekiliyor, gücüm yitiyor.

Dalgalı Hazer'i, hoş Balahan'ı

Ölünceye kadar unutmak çok zor.

Hoşça kal, ey Bakû! Ey içli şarkı!

Sarıldığım dostum mutlu yine de'

Ardımdan sallanan başıysa, sanki

Altın bir gül, mavi sisler içinde



* * *

Kız kardeşim Şura'ya

Dünyada o kadar çok kedi var ki

Sayısını bilmeyiz ne ben, ne de sen.

Kalbim bezelye bahçesi sanki

Ve bir yıldız göz kırpıyor göklerden.

Bu bir sanrı mıdır, bir düş hali mi,

Ama izleri var aklımda kalan '

Minder üstündeki can dostum kedi

Bana bakıp mırıldıyor durmadan.

Oysa ben çocuğum, deneyimsizim,

Ninem yine çok şen, örgü örüyor.

Birden kaplan gibi sıçrıyor kedim

Ve yumağı ayağıyla sürüyor.

Artık ne o günler ne de ninem var.

O geçen zamanla çok şey değişti '

Sevdiğim kedimden şapka yaptılar,

O şapka dedemin başında şimdi.

Sergey YESENİN/ Şiirler/ Çeviren: Ahmet Emin Atasoy

Cumhuriyet Kitap 2011-03-24

140
0
0
Yorum Yaz