>>"/> AlsahBlog / Güldeste
05 12 2005

Mustafa Kemal ATATÜRK/ Bursa Söylevi

BURSA  NUTKU         Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.   Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”   Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”   İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!                                                                                     Mustafa Kemal ATATÜRK... Devamı

04 12 2005

Ali ŞAHİN/ Profilim'den...

YENİ EDEBİYAT 20/11/2005 - Yaşamöyküm ve Sitelerim/ Ali ŞAHİN   *Ali ŞAHİN: Kastamonu- Taşköprü Yazıhamit Köyü (02.02.1952); Yazıhamit Köyü İlkokulu (1964); Taşköprü Ortaokulu (1967); Çorum Öğretmen Okulu (1970); Ankara GEE Türkçe Bölümü (1975- 1978 Mektupla Öğretim); Eskişehir AÜAÖF' nde TDE Lisans tamamlama (1992 Dışardan); Tosya Gökçeöz Köyü (1970-1974); Taşköprü Kızılcaören Köyü İlkokul Öğretmenliği (1974-1980) ve Taşköprü Sevim Tokatlı Kız Meslek Lisesi TDE Öğretmenliği ve Müdür Yardımcılığı (1980-1998); İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Tedviren Şube Müdürlüğü (1998); Devrekani İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (1998-2003) ve Tokat- Pazar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (2003- 2004) Emeklilik (17.02.2004- ?)   E- posta:   *  alisahin37@hotmail.com *  al_sah@msn.com *  asahin37@msn.com *  sahin_ali_@hotmail.com   ALİ  ŞAHİN (alsah*) SİTELERİ: A.Şahin'in Bloknotu http://www.blogcu.com/alsah Edebiy@t http://a.alisahin.sitemynet.com/ Edebiyat 2000- 2005 http://alisahin37edebiyat2005.sitemynet.com/ Edebiyat Dünyası http://alsah.sitemynet.com/index/ En Güzel Atatürk Şiirleri/ Seçki http://www.blogcu.com/Guldeste/ Gerçeğin Sesi http://bariscanogul.sitemynet.com/ Gökırmak http://gokirmak37.sitemynet.com/ Kastamonu Net http://kastamonunet.sitemynet.com/ Kişisal Sitem http://alisahin_37.sitemynet.com Kişisel Sayfam 2 http://www.radikal.com.tr/uyelik/ozel_sayfa.php?uye=98435&tam_liste=1 Kişisel Sayfam http://www.radikal.com.tr/uyelik/ozel_sayfa.php?uye=67367 Taşköprü'den Bakış http://www.blogcu.com/alisahin37 Taşköprü'den Esintiler 2 http://taskoprudenesintiler.sitemynet.com/ Taşköprü'den Esintiler http://alisahin37.sitemynet.com/alsah/ Taşköprü'nün Sesi http://taskoprununsesi.sitemynet.com Yazıhamit Köyü http://yazihamit.sitemynet.com/ Yedincisanat http://www.blogcu.com/yedincisanat/ Yeni Der... Devamı

04 12 2005

Cahit KÜLEBİ/ Atatürk Kurtuluş Savaşında'dan

ATATÜRK'E AĞIT Edirneden Ardahana kadar Bir toprak uzanır,Boz kanatlı üveyikler üstünden uçarArdahandan EdirneyeEdirneden Ardahana kadar. Kopdağında akar bir çeşme varSerçe parmak kalınlığında suyuHaram etmiş gece gündüz uykuyuAkar da akar. Samsunun evleri denize bakarSokakları yosun içinde;Çaparlar, takalara, mavnalar,Bilyalar gibi suyun yüzündeBir iner bir kalkar. Kazovadan bir yar sevdimAdamı günaha sokar. Savaştepe köprüsünden geçen tirenlerSel olur İzmire akar.İzmirin denizi kız, kızı denizSokakları hem kız hem deniz kokar. Bu toprak bizim yurdumuzdurDeli gönül yücesine çıkar,Bir üveyik olur uçar giderArdahandan EdirneyeEdirneden Ardahana kadar. Amasya'ya benzin yüklü bir yaylı geldiYağmurlu bir günde.Devrisi gün silâh çattılarCandarmalar hükümetin önünde, Kemal Paşa çıkageldiBir alevdir aldı gitti yurdumuzun gönlünde,Çorap gibi söküp attıDüşmanları ordumuzun önünde.Bu ne inançtır ki Gazi Paşa!Atının teri kurumadanSürüp gittin yeni yeni savaşların peşinde! Davullar zurnalar döğendeBen seni hatırlarım! Binip tirene gezendeBen seni hatırlarım! Tam iki yaşındaydımDüşman İzmire girende! Ben de gelecektim ama anam koymadı.Küçüksün oğul dedi. Ben giderim ana bırak dedim.Gideceğin bu yol dedi. Şimdi büyüdüm sürüp geldimFelek koydun ise bul dedi Cahit KÜLEBİ ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA Ne bulutlar gitti, ne padişahlardan bir haber geldi.Kemal Paşa derler bir yiğit vardı.Bu sefer de millet türkülerle Kemal Paşaya haber saldı. V Kemal Paşa, yenilmez yiğit, şanlı komutan!Savaş girer gibi yetiş bize!Yetiş bize, çöllerde bile olsan!İnanç doldur, güç doldur içimize! Bin kere yurdumuzu kurtaran!Bir görseydin ağlardın hâlimize! Kuşun kanadında türkülerKemal Paşanın gönlüne vardı, Cevabından önce kendi geldi. VI Bir gemi yanaştı Samsuna sabaha karşıSelâm durdu kayığı, çaparı, takası,Selâm durdu tayfası Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir dumanDuman değildi bu!Memleketin uçup giden kaygılarıydı. Samsun limanına bu gemiden atılanD... Devamı

04 12 2005

Halim YAĞCIOĞLU/ Mustafa Kemaller Tükenmez

MUSTAFA KEMAL'LER TÜKENMEZTükenir elbetGökte yıldız, denizde kum tükenirBu vatan bu topraklar cömertTürk analar Türk babalar cömertKutsal bir ateşim ki ben sönmezİnanın Mustafa Kemal'ler tükenmezBen de etten kemiktendim elbetBen de bir gün göçecektim elbetİki Mustafa Kemâl var iyi bilinBen işte o ikincisi sonsuzluktaRuh gibi bir şey görünmezİnanın Mustafa Kemal'ler tükenmezHep kardeşliğe bolluğa giden yoldaBilimin yapıcılığın aydınlığındaGüzel düşünceler soyut fikirlerde benEvrensel yepyeni buluşlardaGeriliği kovmuşum ben dönmezİnanın Mustafa Kemal'ler tükenmezBaşın mı dertte, beni hatırlaDuy beni en sıkıldığın anBaştan sona her şeyiyle bu vatanSakın ağlamasın kasımlardaFatih'ler, Kanuni'ler ölmezİnanın Mustafa Kemal'ler tükenmezHalim YAĞCIOĞLU Devamı

04 12 2005

Nazım HİKMET/ "KADINLARIMIZ"

  Dünyada hiç bir milletin kadını "ben anadolu kadınınından daha fazla çalıştım, milletime halâsa ve zafere götürmekte anadolu kadını kadar himmet gösterdim" diyemez M.Kemal ATATÜRK                                              ATATÜRK VE ŞEHİT ŞERİFE BACI ANITI   KADINLARIMIZ   Ayın altında kağnılar gidiyordu. Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru. Toprak öyle bitip tükenmez, dağlar öyle uzakta, sanki gidenler hiçbir zaman hiçbir menzile erişmiyecekti. Kağnılar yürüyordu yekpare meşeden tekerlekleriyle. Ve onlar ayın altında dönen ilk tekerlekti. Ayın altında öküzler başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi ufacık, kısacıktılar, ve pırıltılar vardı hasta, kırık boynuzlarında ve ayakları altından akan toprak, toprak ve topraktı. Gece aydınlık ve sıcak ve kağnılarda tahta yataklarında koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı. Ve kadınlar birbirlerinden gizliyerek bakıyorlardı ayın altında geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine. Ve kadınlar, bizim kadınlarımız : korkunç ve mübarek elleri, ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yârimiz ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki ve karasabana koşulan ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar, bizim kadınlarımız şimdi ayın altında kağnıların ve hartuçların peşinde harman yerine kehribar başaklı sap çeker gibi aynı yürek ferahlığı, aynı yorg... Devamı

04 12 2005

Halim YAĞCIOĞLU/ Atatürk'ten Son Mektup

Atatürk'ten Son Mektup   Siz beni halâ anlayamadınız . Ve anlamayacaksınız çağlarca da... Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u" diyorsunuz. Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz . Mustafa Kemâl'i anlamak bu değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil. Bırakın o altın yaprağı artık, bırakın rahat etsin anılarda şehitler. Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin. Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ? Mustafa Kemâl'i anlamak yerinde saymak değil. Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil. Bana, muştular getirin bir daha, uygar uluslara eşit yeni buluşlardan.. Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ? Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ? Mustafa Kemâl'i anlamak avunmak değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil. Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda, halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz . Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın ! Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların.. Mustafa Kemâl'i anlamak gözboyamak değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.. Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ; laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil. Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar.. Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar... Mustafa Kemâl'i anlamak ağlamak değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil. Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü.. Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş, birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken. Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ? Mustafa Kemâl'i anlamak itişmek değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil. Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla. Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla. Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister, paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter ! Mustafa Kemâl'i anlamak aldatmak değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil...Halim YAĞCIOĞLU... Devamı

04 12 2005

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA/ Mustafa Kemal'in Kağnısı - Mustafa Kem

DAĞLARCA'dan 2 ŞİİR:   Mustafa Kemal'in KağnısıYediyordu Elif kağnısını,Kara geceden geceden.Sanki elif elif uzuyordu, inceliyordu,Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılarİnliyordu dağın ardı, yasla,Herbir heceden heceden.Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi, kağnısınaMermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik,Nam salmıştı asker içindeBu kez herkesten evvel almıştı yükünü,Doğrulmuştu yola, önceden önceden.Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar.Kocabaş çok ihtiyardı, çok zayıftı,Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanısıra,Gecenin ulu ağırlığına karşı,Hafiftiler, inceden inceden.İriydi, Elif, kuvvetliydi kağnı başında,Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri,Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim,Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.Alını yeşilini kapmıştı, getirmiştiNiceden niceden.Durdu birden bire Kocabaş, ova bayır durduNazar mı değdi göklerden, ne?Dah etti, yok! Dahha! dedi, gitmez.Ta gerilerden başka kağnılar yetişti, geçti, gacır gucur.Nasıl durur Mustafa Kemal'in Kağnısı,Kahroldu Elifcik düşünceden düşünceden.Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,Vur beni, öldür beni, koma yollarda beniGeçer, götürür ana, çocuk mermisini askerciğinKoma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.Bak hele üzerinden ses seda uzaklaşır,Düşerim gerilere iyceden iyceden.Kocabaş yığıldı çamuraBüyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar,Örtüldü gözleri, örtüldü hep.Kalır mı Mustafa Kemal'in Kağnısı bacım.Kocabaş'ın yerine koştu kendini Elifcik,Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.Fazıl Hüsnü DAĞLARCA *************** Mustafa Kemal'in OğluMustafa Kemal'in oğlu diyorlardı ona,Sırtını okşamıştı Mustafa Kemal bir sabah erken.Geçiyordu paşalarla, beylerleSu içmişti tarlasından şuncağız.Öbür çocuklardan ayırmıştı kendini artık.Adını duyuyordu yüreğinde ateşçeSoluk alırken, ekmek yerken.Köyün yetimiydi, ölmüştü babası Çanakkale'de,Kale gibi tutardı omuzlarında başını.İnce bacakları altında koca ayakları vardıSarıydı,... Devamı

04 12 2005

Nâzım HİKMET/ Kurtuluş Savaşı Destanı'ndan

SEKİZİNCİ BAP 26 AĞUSTOS GECESİNDE SAATLAR İKİ OTUZDAN BEŞ OTUZA KADAR ve İZMİR RIHTIMINDAN AKDENİZ'E BAKAN NEFER Saat 2.30. Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır, ne ağaç, ne kuş sesi, ne toprak kokusu vardır. Gündüz güneşin, gece yıldızların altında kayalardır. Ve şimdi gece olduğu için ve dünya karanlıkta daha bizim, daha yakın, daha küçük kaldığı için ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten evimize, aşkımıza ve kendimize dair sesler geldiği için kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi okşayarak gülümseyen bıyığını seyrediyordu Kocatepe'den dünyanın en yıldızlı karanlığını. Düşman üç saatlik yerdedir ve Hıdırlık-tepesi olmasa Afyonkarahisar şehrinin ışıkları gözükecek. Küzeydoğuda Güzelim-dağları ve dağlarda tek tek ateşler yanıyor. Ovada Akarçay bir pırıltı halinde ve şayak kalpaklı nöbetçinin hayalinde şimdi yalnız suların yaptığı bir yolculuk var : Akarçay belki bir akar su, belki bir ırmak, belki küçücük bir nehirdir. Akarçay Dereboğazı'nda değirmenleri çevirip ve kılçıksız yılan balıklarıyla Yedişehitler kayasının gölgesine girip çıkar. Ve kocaman çiçekleri eflâtun kırmızı beyaz ve sapları bir, bir buçuk adam boyundaki haşhaşların arasından akar. Ve Afyon önünde Altıgözler Köprüsü'nün altından gündoğuya dönerek ve Konya tren hattına rastlayıp yolda Büyükçobanlar Köyü'nü solda ve Kızılkilise'yi sağda bırakıp gider. Düşündü birdenbire kayalardaki adam kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri. Kim bilir onlar ne kadar büyük, ne kadar uzundular? Birçoğunun adını bilmiyordu, yalnız, Yunan'dan önce ve Seferberlik'ten evvel Selimşahlar Çiftliği'nde ırgatlık ederken Manisa'da geçerdi Gediz'in sularını başı dönerek. Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, birdenbire beş adım sağında onu gördü. Paşalar onun arkasındaydılar. O, ... Devamı

04 12 2005

S. Apaydın/ 'Yıkın Heykellerimi'

Ankara'da, bugünlerde elden ele dolaşan 'Yıkın Heykellerimi' isimli bir şiir var. Yazarı ile ilgili 'S. Apaydın' isminin müstear olduğu sanılıyor. Günün koşulları içerisinde çok ilgi çekiyor. Çoğaltılıyor. Eşe dosta gönderiliyor. Köşeme aynen alıyorum. ((M.Ali Kışlalı; Radikal Gazetesi'nden)   'Yıkın Heykellerimi'   * * *   "Ey milletim, Ben, Mustafa Kemal'im... Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim, Hâlâ en hakiki mürşit, değilse ilim, Kurusun damağım, dilim. Özür dilerim... Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...   *   Özgürlük hâlâ, En yüce değer Değilse eğer... Prangalı kalsın diyorsanız, köleler... Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...   *   Yoksa, çağdaş medeniyetin bir anlamı, Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı, Baş tacı edebiliyorsanız Sanatın içine tüküren adamı... Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...   *   Yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın. Anlamı kalmadıysa Yurtta sulh, dünyada barışın. Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın.Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...   *   Özlediyseniz fesi, peçeyi. Aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi. Hâlâ medet umuyorsanız Şıhtan, şeyhten, dervişten. Şifa buluyorsanız, Muskadan, üfürükçüden... Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...   *   Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek... Kara çarşafa girsin diyorsanız, Yobazın gazabından ürkerek... Diyorsanız ki, okumasın Kadınımız, kızımız; Budur bizim alın yazımız... Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...   *   Fazla geldiyse size, Hürriyet, Cumhuriyet... Özlemini çekiyorsanız, Saltanatın, sultanın... Hâlâ önemini anlayamadıysanız, Millet olmanın... Kul olun, ümmet kalın, Fetvasını bekleyin, Şeyhülislamın... Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi. RAHAT BIRAKIN BENİ..." S. Apaydın   A... Devamı

04 12 2005

Tahsin SARAÇ/ İşte O Atatürk

İşte O Atatürk   Kir tutmaz, gölge tanımaz, bitek topraklarında Saldırganların yüzüne ilk yumruğu indirmiş Yiğit soylu bir halkın, yiğit ve tok sesi... Çağlar karanlığında Anadolu gecesinden Ezilenlere umut, yanan ilk çoban ateşi İşte o, ATATÜRK Asmalarla, zeytinlerle, ekinlerle ışıyan Tan serinliğinde çalışan bronz eller... Demir ocaklarında, kömür kuyularında Yüreği pek işçilerin ak alnını donatan Öpülesi, saygıdeğer boncuk boncuk ter İşte o, ATATÜRK Sarı kemiklerde, kara derilerde Henüz anısı yitmemiş o kamçılı sızı Göverirken bilinç bilinç ulusal bir dirilişte Tutsaklığın utanç duvarını yıkmış ülkelerde bugün Çekilen bir bayrak var ya özgürlük üzre İşte o, ATATÜRK Kurtuluş baharında bütün insanlığın Uzak artık kavgadan ve kandan Güvercin sevgilerle tüy tüy ve mavi Ilık meltemlerle dalga dalga yayılan Tüm yeryüzüne kurdun kuşun kardeşliği İşte o, ATATÜRK Ne ki güzel, Ne ki iyi Ne ki büyür yaklaştıkça Dağ dağ, kavram kavram... Ve ne ki sınırsızlığın en ışıklı sularında Yansır, yokluğu varlığında diri İşte o, ATATÜRK Tahsin SARAÇ ... Devamı