17/5/2009 · Kategori: Siir
KARMAŞIK BİR ÇİZGİ
yürüdü gurbetime
hırçın aşılmaz dağ gölgesi
ayarsız zamanda gönlüm
kavganın kollarında senden uzak
unutulmaz gözlerinin elası
anılar siyah beyaz
ateşin kanayan yanı
akşamı soruyor
anam mı kadın mı mahkum
nereden çıktı erkence
yol yol değil ki
arkamda uçsuz bucaksız
saklanan güz yağmurları
suçunu biliyor aklanmamış
saçlarından güneş doğuyor
öyle de güzel ki
Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 34)
EYLÜL ÖNCESİYDİ 68'Dİ
düşüp kalmış kış ortası
gurbete konuk
sevdiğinin gözleri yurdu
ipi koptu uçurtmaların
firavunlar buyurdu
bir resmi yırtar gibi
gözlerime esti deli rüzgar
orman kendini yedi
küfre uzak durdu su
biri kan emzirir
yüreğinde yarası
biri yücelmiş ağrı dağı
inancına hayramm doğrusu
çığlığına çığ düşmüş
sevgisi başka türlü aşkı başka
mart'tı o zaman solgun tarih
ağladı gözlerini yüreğim
sloganlar eskidi
eylül öncesiydi 68'di
arşivleri aradım
acıya ilaç bulunmaz dendi
sıhhiye köprüsünü geçtim
sevdiğim kız karşımda
anılar ağlamaklı / ağlamaklı anılar
boş ver şimdi
Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 27)
17/3/2009 · Kategori: Siir
BE HEY DÜRZÜ
ne ararsın tanrı ile aramda
sen kimsin ki orucumu sorarsın
hakikaten gözün yoksa haramda
başı açığa niye türban sorarsın
rakı şarap içiyorsam sanane
yoksa sana zararım içerim
ikimizde gelsek kıldan köprüye
ben dürüstsem sarhoşkende geçerim
esir iken mümkünmü ibadet
yatıp kalkıp atatürke dua et
senin gibi dürzülerin yüzünden
dininden de soğuyacak bu millet
işgaldeki hali sakın unutma
atatürke dil uzatma sebebsiz
sen anandan yine çıkardın amma
baban kimdi bilemezdin şerefsiz
Neyzen Tevfik
Cevaben
Ne işin varTanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın
Hakikaten gözün yoksa haramda
Baş açığa niye türban sorarsın.
Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararım içerim,
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem, sarhoşken de geçerim.
Sakal, şalvar, gümüş, sarık iş değil
İbadetin reklamına sığınma
İnanç varsa inandığına eğil
Her tayinde bir camiye sığınma.
Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.
İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk’e dil uzatma şerefsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.
Riyakarsın sakal gizlemez seni
Haram ile doldurmuşsun keseni
Dokunulmaz sanırsın sana amma,
Dokunursa bu millet ……… seni.
1994-Ankara
Mutlu Çelik
Neyzen tartışması
Sivri üslubu nedeniyle Neyzen Tevfik'e mal edilen 'Be Hey Dürzü' şiirinin kime ait olduğu tartışma yarattı. Mutlu Çelik, şiiri Atatürk düşmanlarına ithafen yazdığını söyledi
Ankaralı çiçekçi Bülent Ulusoy hakkında 'Atatürk'e hakaret' suçlamasıyla dava açılmasına neden olan 'Be Hey Dürzü' başlıklı şiiri kimin yazdığı tartışma yarattı.
Ulusoy'un avukatı Tahsin Adak Zeyrek, müvekkiline yönelik suçlama nedeniyle mahkemeye sunduğu savunmada, şiirin hiciv ustası Neyzen Tevfik'e ait olduğunu belirterek, şairin Atatürk hayranlığını anlattı.
Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı Asayiş Şube Müdürü Mutlu Çelik ise şiirin kendisine ait olduğunu ve 1994 yılında yayınladığı 'Cevaben' adlı kitapta yer aldığını söyledi. Bu kitabı, TBMM'de Atatürk aleyhine konuşma yapan eski RP Milletvekili Hasan Mezarcı'ya ve Atatürk düşmanlarına ithafen yayınladığını belirten Çelik, Barış Partisi'nin şiiri Neyzen Tevfik imzasıyla poster ve kartpostal yaparak sattığını, bu tarihten itibaren şiirin Tevfik'e mal edildiğini kaydetti. Şiiri izinsiz kullandığı için Barış Partisi'ne dava açtığını ifade eden Mutlu Çelik, Ankara 5'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nden tedbir kararı aldığını vurguladı.
Şiirin Neyzen Tevfik'e değil kendisine ait olduğunu, açtığı internet sitesinde de dile getiren Mutlu Çelik, mahkemenin tedbir kararı ile şiirin asıl sahibinin tescil edildiğini bildirdi.
'Be Hey Dürzü' şiirinin Neyzen Tevfik'e ait olduğuna dair bugüne kadar çok sayıda yazı ile karşılaştığını anlatan Mutlu Çelik, Necati Doğru, Hikmet Çetinkaya ve Fatih Altaylı gibi yazarlar ile siyasetçi Ertuğrul Yalçınbayır'ın, yaptığı uyarı sonrasında hatalarını düzelttiğini sözlerine ekledi.
Bu ilk değil
Neyzen Tevfik'in hayatını ve şiirlerini anlatan 'Çeşitli Yönleriyle Neyzen Tevfik' isimli kitabın yazarı araştırmacı Alpay Kabacalı, sivri üslubu nedeniyle bu tarzdaki dörtlüklerin daha önce de Neyzen Tevfik'e mal edildiğini hatırlattı. Kabacalı, 'Neyzen Tevfik hayattayken gazeteci Ahmet Emin Yalman'ı yeren bir dörtlük Neyzen Tevfik imzasıyla piyasaya çıkmıştı. Ama şair dörtlüğün kendisine ait olmadığını açıklamıştı' dedi.
Kabacalı, dördüncü baskısı yapılan kitabının son bölümünü de Neyzen Tevfik'e ait olmayan ama kendisine mal edilen dörtlüklere ve şiirlere ayırdığını anlattı. Neyzen Tevfik'in neredeyse tüm eserlerini inceleyen Kabacalı, 'Be Hey Dürzü' şiirinin, ünlü hiciv ustasına ait olmadığını belirtti. Kabacalı, 'Daha önce de bu şiirin Neyzen Tevfik'e ait olduğu söylenmişti hatta bu konuda tartışmalar da yaşanmıştı. Ancak ben o zaman da bu şiirin Neyzen Tevfik'e ait olmadığını söylemiştim' dedi.
Şair Ataol Behramoğlu da şiirin Neyzen Tevfik'e ait olmadığını söyledi. Behramoğlu, şiirdeki üslubun Tevfik'e benzemediğini belirtti.
Yanlışlık, Neyzen'i maaştan etmişti
Hüseyin Rifat, dönemin İstanbul Valisi Lütfi Kırdar'a kızar;
İstanbul'a vali olan hergelenin
kimi dağdan kimi kırdan geldi..
mısralarını kaleme alır. Ancak Vali Kırdar bu mısraları Neyzen Tevfik'in yazdığını düşünüp, ünlü şairin o dönemde belediye tarafından bağlanmış 40 lira aylığını keser.
Çok içerleyen Neyzen de vali için şu şiiri yazar:
Bağrıma bir tekme savurdu vali
Acısından avlu, dere, kır dar geldi
Koşacaktım doğru mahkemeye, fakat
Bu teşebbüs yüce milletime ar geldi
Bu eşek cilvesini sanma eşek davası
Zannedersem katıra devre-i idbar geldi
Tanrı'nın lütfu sanırken olağan işlerini
Öksüz İstanbul'a katletmeye barbar geldi
Belediye dubarayla yemimi kesti benim
Neyleyim, kancık katıra tavlada zar geldi
Düzeltme ve özür
Gazetemizde dün yer alan 'Aziz Nesin'lik şiir davası' haberine konu olan şiirin ünlü hiciv ustası Neyzen Tevfik'e ait olduğu belirtilmişti. Başvurduğumuz değişik kaynaklar da şiirin Neyzen Tevfik'e ait olduğunu doğruluyordu. Habere konu olan davanın avukatı Tahsin Adak Zeyrek de savunmasında şiirin Neyzen Tevfik'e ait olduğunu vurgulayarak, şairin Atatürk hayranı olduğunu hatırlatıyordu. Ancak Sayın Mutlu Çelik, şiirin kendisine ait olduğunu 1997 yılında Ankara 5'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nden aldığı kararla kanıtladı. Düzeltir, okurlarımız ve Sayın Çelik'ten özür dileriz.
Simge YILDIRIM-Merdan KAÇAR - İSTANBUL/ANKARA
2/10/2008 · Kategori: Siir
UTANMADILAR (*)
Atam her yıl huzuruna
Geldiler utanmadılar
Saf bağlayıp bölük bölük
Durdular utanmadılar
Atam 10 Kasımdan beri
Ülkemiz hep gider geri
Tekkeleri türbeleri
Kurdular utanmadılar
Yapıcıydın yoktur şüphe
Sözlerin kulağa küpe
Devrimci gençleri ipe
Verdiler utanmadılar
Eylül ayında beş pasa
Gelip oturdular başa
İrticaya maşa
Oldular utanmadılar
Mil çektiler gözümüze
Yasak var sözümüze
İtlerini üstümüze
Saldılar utanmadılar
Bu ne keder bu ne acı
İçimizde yaşar sancı
Metris’e Mamak’a darağacı
Kurdular utanmadılar
Sabrımızı dokuduk
Yedi ceddinde okuduk
Yüzlerine tükürdük
Güldüler utanmadılar
B. ÜNAL
22/5/2007 · Kategori: Siir

2/2/2007 · Kategori: Siir
KOCATEPE RÜZGARI
Kocatepe'ye uğradım dün
Yolum geçtiği içindi,
Yine de bir eziklik oluştu içimde
1922 Ağustosun bir günü,
yanık bayırları ,yıldızlı yalnız geceleri
Akşehir üstünden gelen kağnıları
Türk halkının onurlu direnişini,
Yedi düveli dize getirişini düşündüm.
Cehennem,Afyon ovasına inmişti
Atlılar,toplar,ölüm ,kan
Toz-duman içinde
Akdenizi görmeye çalıştım
O kadar yakın - O kadar da uzaktı
Kocatepe,Tınaztepe ,Çiğiltepe ,Dumlupınar
Yok oluşun-Yok edilişine tanık oldular
Mağrur ve sessizce...
Akdeniz alev!
Akdeniz kan! Tarihi içiyorum Mustafa Kemal'le
Kocatepe'de...
Kocatepe'ye uğradım dün
Yine de bir eziklik oluştu içimde,
Rüzgarı durmuyordu
Yumruk yumruk vuruyordu göğsüme,
Uğultusu yine farklıydı
Kocatepe Rüzgarının,
Afyon Ovasından yankılanarak
Diyordu ki;
Yanık bir türküdür sesim
Yemen'den mi geliyorsun
Can yoldaşı Şahin Bey'in
Antep'ten mi geliyorsun
Çöllerindeydin Fizan'ın
Akka Kalesi mizanın
Erzurum'da tabyaların
Maraştan mı geliyorsun
Şehit Gazi selamlaştı
İzmir canla kucaklaştı
Vatan senle bayraklaştı
Sivas'tan mı , Ankara'dan mı,
Afyon'dan mı geliyorsun
Atatürk'e... Atatürk'e benziyorsun!
Ses kesildi, rüzgar durdu birden ,
Bir el dokundu omzuma
İrkildim!
"Düşündüğün yeter , şairce söyle artık ,
Cumhuriyet ve Türkiye
Kocatepe ve Afyon demektir.
Bu böyle bilinmelidir!"
Kocatepe Rüzgarına
Mustafa Kemal böyle söyledi.
Arz ederim....
Ali KÜÇÜK
ATAM
Her yönden esen yelde
Sen sen varsın Atam!
Yazan elde söyleyen dilde
Sen sen varsın Atam!
Konya'nın altın başağında
Afyon'nun tatlı kaymağında
Bir uçtan bir uca vatanımda
Sen sen varsın Atam!
Ege'de burma bıyıklı efe
Yağız dadaş bar oynarken doğuda
Bağımsızlığımızın şanlı destanında
Sen sen varsın Atam!
Ekmeğim, suyum,aşımda
Aydınlığa koşan aklımızda
Devrimlerle çizilen yazgımızda
Sen sen varsın Atam !
Emeğe karışan her damla terde,
Umut çiçeklerinin açtığı yerde
Türk Ulusu'nun kök hücresinde
Sen sen varsın Aatam!
Ali KÜÇÜK
1/10/2006 · Kategori: Siir

GörselDil >>>

GörselDil >>>

GörselDil >>>
30/8/2006 · Kategori: Siir
ÜÇ ŞEHİTLER DESTANI' ndan
- DURDUK, SÜNGÜ TAKMIŞ KAFİR -
Durduk, süngü takmış kâfir ayakta,
Bizde süngü yok.
Bir hayret kızıllığı akardı üstümüzden
Dehşetten daha çok.

Durduk, süngüsü düşmanın pırıl pırıl,
Önümüze çıktı bir gündüz bir gece.
Korku değil hâşâ,
Bir büyük düşünce.
- MEHMETÇİK -
Atıldı Mehmetçik, büyüyü bozdu,
Bir düşman süngüsüne, göğsünden
Bu şehadetle kayalar yarıldı sanki
Dipçik gürültüsünden.

Soruyordu herkes birbirine:
"Parlayan şey bu mu?"
Muzaffer oluyordu bileklerimizde,
Tarihin ilk dipçik hücumu.

Hayran oluyordu koca gökyüzü
Göğüslerimizde büyüyen bahta
28 Mart günü bir Adsız-tepe'de
Çeliğe karşı tahta.
- SÜNGÜLERİN UCUNDA -
Son altmış adım bize bir yudum şerbet
Düşen kahramanın sevgisiyle al,
Köyde mi görmüştük, ormanda mı,
Bizim içimize sığmış o kartal?
Son kırk adımın lezzeti daha hızlı;
Başladı hayatımızda şehitlerce bir yarış.
İlerledik cihan cihan,
Karış karış!

Son yirmi adımı uçuyorduk,
Almıştı herkes dipçiğini avucuna.
Yine bir duraklama,
Geldik düşman süngüsünün ucuna.
- MUSTAFA KEMAL -
Mustafa Kemal'i gördüm düşümde,
"Daha!" diyordu.
Uğruna şehit olasım geldi hemen,
"Sabaha!" diyordu.

Al bir kalpak giymişti al,
Al bir ata binmişti al,
"Zafer ırak mı?" dedim,
"Aha!" diyordu.
- TABUR BİR MUCİZE İÇİNDEYDİ -
Bir muhabbet sarmıştı her yönü
Vatanı ve bizi seven
Çoğalmıştık bir uçtan bir uca, bir rüya gibi
Büyüyordu ova kendiliğinden.

Neydi damarlarımızda çoğalan, çoğalan?
Neydi bu tepenin adı?
İçimizde sadece vatan değil,
Yeryüzü kadar bir şey vardı.

Ateş mi gelirmiş, yel mi esermiş?
Akıyoruz, hayatımız nerede pek belli değil.
Kurtulmuşuz bedenden artık,
Kimse ayaklı elli değil.
- MUSTAFA KEMALLERCE -
Atılıyorduk kâfire,
Hepimizin bir yanı hilâl gibi,
Bir göz vardı üstümüzde göklerden,
Mustafa Kemal gibi!

Savaşırken yaşamak,
Anam südü kadar helâl gibi,
Ölüm hem büyüktü, hem kolaydı,
Mustafa Kemal gibi.
Atılıyorduk bir devre,
Tarihlerden süzülmüş bir hâl gibi :
Hepimiz, hepimiz,
Mustafa Kemal gibi!
Fazıl Hüsnü Dağlarca
30/8/2006 · Kategori: Siir
AĞUSTOS ŞAFAĞI
ŞAHİNKAYA DİL
Bir Ağustos şafağı
Ölüm-dirim savaşıyla uyandı evren
Gürül gürül ırmaklar gibiydik
Yedisinden yetmişine dek.
Şimşek şimşek çaktı bir ulu ses Kocatepe’den
Aydınlandı bütün Ağustos sabahları
Kan gövdeyi götürüyordu
Bütün gücüyle yüklendi düşman
Mustafa Kemal’in ordusu
Deniz deniz-dalga dalga
Nasıl da kaçıyordu düşman sürüleri
Öyle sefil, öyle perişan
Koca Türk’tü şahlanan
Kükreyen arslanlar gibiydik
Ellerimizde bayrak- yüreklerimizde vatan!
Ölüm-kalım savaşıydı bu
Ya egemenlik ya ölüm!
Yaman vuruşuyorduk yaman
Özgürlük adına, Türklük adına
Aydınlandı 26 Ağustos şafağında memleketim, Türkiye’m
Son sözünü söylüyordu Mustafa Kemal:
“Ordular; ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri
29/7/2006 · Kategori: Siir
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Türk, öğün, çalış, güven! demiş a,
Şimdilerde çalışan parasız, pulsuz
Çalışıyor paralıya,
Güvenen varsa, parasına güveniyor,
Üstyanı, öğün babam öğün!
Dövün babam dövün!
Can YÜCEL
« Önceki ::