Mitingden anladıkları bu!

14/11/2008 · Kategori: Duyuru

Mitingden anladıkları bu!

image

Dün gerçekleşen Alevi - Bektaşi mitingiyle ilgili olarak, günler öncesinden "provokasyon olacak" yönünde "haberler" yayımlayan AKP medyası, mitingde onbinlerce insanın kararlı duruşu karşısında kendi provokasyonlarını yaratmak zorunda kaldı.

soL (HABER MERKEZİ) Dün Ankara'da gerçekleştirilen Alevi-Bektaşi mitingine katılanlar, basında çıkan bazı haberleri görünce "herhalde biz başka mitinge katıldık" diye düşünmüş olabilirler. Zira yüz bine yakın insanın katıldığı, AKP'nin faşizm politikalarına karşı halkların kardeşçe mücadelesi mesajı verilen mitingden bazıları ne yapıp edip provokasyon "haberi"  çıkarmayı başardı!

Türkiye'de basının provokasyon merakı öteden beri bilinir. Basın emekçileri her ne kadar görevlerini yapsalar da, merkeze gelen görüntüler ve metinler sansüre uğrar. Özellikle de amacına ulaşan, kitlesel eylemler özenle sansürlenir. Geçtiğimiz hafta 6 Kasım'da YÖK'ün kapısında gerçekleşen eylemler de bundan nasibini almıştı…

Fakat herhangi bir eyleme polis müdahale ettiyse "hakkını arayanlar dayak yer" mesajı vermek için, çatışma çıktıysa eylemcilere terörist damgası vurmak için şiddet görüntüleri altyazılarla, kırmızı oklarla desteklenerek uzun uzun verilir. Güçlü ve kalabalık geçen, önemli mesajların verildiği bir mitingin haberi verilirken mitingle alakası olmayan bir kavga "güne damgasını vurduğu" yorumuyla tekrar tekrar işlenir.

"Sakın o mitinge gitmeyin!"
İşte, dün Ankara'da yapılan miting de benzer bir akıbete uğradı. Elli binden fazla insanın katıldığı miting, daha bir gün öncesinden provokasyon sosuna bulanarak gündeme taşınmaya çalışıldı. Geçen yıl 1 Mayıs'ta olduğu gibi, birilerine "mitingde provokasyon yaratılacağı" "bilgisi" geldi.

Zaman, "yarınki mitinge gitmeyin" anlamında "Alevi derneklerinde provokasyon endişesi" başlığı ile verdiği "haber"de, yürüyüşe katılmayacak derneklerin Alevilerin çoğunluğunu temsil ettiğini iddia ederek "değişik taleplerle sokağa dökülüp ortalığı karıştıran eylemlerin olduğu bir dönemde" yürüyüşün doğru bulunmadığı görüşlerine yer verdi.

Zaman'ın haberi, Cihan Haber Ajansı'na (CHA) dayanıyordu. CHA'nın aktardığına göre, Güney Kore'de düzenlenen Dünya İnanç Önderleri Toplantısı'na katılan Dünya Ehlibeyt Vakfı Başkanı Fermani Altun, mitingi düzenleyenlerin inançsız olduklarını ve Alevi sayılamayacaklarını öne sürerek mitingi desteklemediklerini belirtmiş ve "İdeolojik akımların yönlendirmesiyle eylem yapıyorlar. İnşallah herhangi bir provokasyon olmaz" demişti. Bu arada Altun'un Alevilerin çoğunluğu tarafından hiç de rağbet görmediğini, fındık ticareti ve tekstil gibi alanlarda yaptığı dolandırıcılıklarla, mafyöz ilişkilerle anıldığını, çok istediği halde bir türlü milletvekili olamadığını da ekleyelim.

Sivas'ta Aleviler kendi kendilerini öldürtmüş!
Mitingin gerçekleşeceği Pazar gününün sabahında Zaman ve Yeni Şafak manşetten son birer "uyarı" daha yaptılar: Yeni Şafak "Aleviler bu oyuna gelmez" diye manşet attı, Zaman gazetesindeki haberin başlığı ise, gericilerin ve faşistlerin kanlı geçmişini mitingi düzenleyenlere yıkmayı amaçlıyordu: "Sivas ve Gazi'yi planlayan eller, yeni oyun peşinde". Zaman gazetesi herhalde Sivas'ta ölenlerin Alevi olduğunu reddedemeyeceğine göre, muhtemelen "provokasyon yaratmak için kendi kendilerini öldürten Aleviler" oldukları mesajını vermeye çalışıyordu.

Zaman'ın haberinde "Önce Kürtler şimdi Aleviler tahrik ediliyor", "Sivas ve Gazi'deki gibi bir oyun bu. Doğu'daki olayların ardından şimdi bizi sokağa çekmeye çalışıyorlar" gibi cümlelere yer verildi. Haberde, Fethullah Gülen sevdalısı İzzettin Doğan'ın açıklamasından bolca alıntılamalar yapıldı. Doğan'a göre "Bu mitingin liderliğine soyunanlar Avrupa'dan kaynaklı tipler"di ve "Alevilikle ilgileri yok"tu, "ne peygamberi ne Kuran'ı ne de Muhammed'i tanırlar"dı...

Yürüyüşü organize edenlerin Marksist, Leninist ideolojiyi benimseyen, ancak bunlar çökünce Aleviliğe sığınıp siyasi rant peşinde koşan kimseler olduğunu söyleyen Doğan, "sizi kullanıyorlar" edebiyatına başvurarak "Kürt hareketinin kendi emellerini gerçekleştirmek için bu mitingi kullanmak istediğini" iddia ediyordu. "Alevi yurttaşların itibar edeceğini katılacağını zannetmiyorum" diyen Doğan, "üç yüz beş yüz kişiyle olmaz" diyor ve Ankara'da düzenlenen eylemin şöyle geçeceğini iddia ediyordu: "Müzisyenler bugün başrolde olacak. Oraya giden insanlar da saz ve müzik dinlemeye gidecek. Eylemi düzenleyenler de bu arada şovlarını yapacak." Hasandede Alevi Bektaşi Kültür Derneği Başkanı Özdemir Özdemir ise, mitingi organize eden Alevi Bektaşi Federasyonu için "PKK ağırlıklı bir oluşum. Gerçek Alevilerin bunlarla birlikte olması düşünülemez" diyordu.

Kendi provokasyonunu kendin uydur!
Tüm bu açıklamaların ardında miting günü geldi çattı. Öğlene doğru Ankara Garı'nda onbinlerce kişilik coşkulu kalabalığı gören provokasyon medyası, "kendin pişir kendin ye" usulüne başvurdu. Nasıl mı? Yine Cihan "Haber" Ajansı'ndan dinleyelim:

"Mitinge şehir dışından gelenler, daha önce belirlenen Ankara Garı'nın önündeki toplanma noktasına gelmeye başladılar. Toplanan grupların içinden bir şahıs, Büyük Birlik Partisi Olağan Kurultayı'na ait ve üzerinde partinin amblemi olan flamaları indirmeye çalıştı. Şahıs, elektrik direğine bağlı flamayı indirmek için eline geçirdiği bir teli kullandı. Çevresinde toplananların desteğiyle flamayı indirmeyi başaramayan şahıs, sonra direğe tırmandı. Flamayı kopararak aşağıya inen şahıs, flamaları ayağıyla ezdi. Bu provokasyon girişimi sırasında, yakındaki Atatarük Spor Salonu'nda bulunan Büyük Birlik Partisi'nin taraftarlarının olay yerinde bulunmaması, olası provakasyonu önledi."

Son cümlede de belirtildiği gibi, aslında hiç gerçekleşmeyen provokasyon, BBP üyeleri tarafından da fark edilmediği halde Cihan Haber Ajansı'nın acar muhabirlerinin gözünden kaçmadı. Haber, ajanstan internetteki bir dizi haber portalına yayıldı. Ama uydurdukları haber kendilerini de tatmin etmemiş olsa gerek, miting başladıktan sonra da acar muhabirler boş durmadı. Bir gün önce "Kürtler Alevileri kullanıyor" diyenler bu kez de "Aleviler Kürtler'i mitingden kovdu" diye haber yaptı!

Bu da "DTP provokasyonu"
Dün, katılımın beklenenden de yüksek gerçekleştiği mitingde, kürsünün bulunduğu platforma çıkarak görüntü almak isteyen basın mensupları izdiham yarattı. Ayrıca çok sayıda vatandaş, kürsüde söz alarak şiir okuma ya da konuşma yapma talebinde bulundu. Tertip komitesinden yetkililer basın mensuplarının platformu fazla işgal etmemesini rica ederken konuşma yapmak isteyenleri de programın önceden belirlendiğini ve sadece 3 kişinin konuşacağını söyleyerek platforma çıkarmadı.

Bu sırada, mitinge katılan DTP milletvekilleri Sırrı Sakık, Sebahat Tuncel, Aysel Tuğluk ve Hasip Kaplan da kalabalık olduğu gerekçesiyle platformdan indirilmek istendi. DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, "Parti olarak üst düzeyde destek vermemize rağmen, bize ayrımcılık yapıyorlar. Bayan arkadaşlarımızı kollarından tutup dışarı atıyorlar. Sabahtan beri CHP'liler burada değil mi? Ayıptır. Bir daha Aleviler'e destek vermeyeceğiz" dedi. Bu sırada Hasip Kaplan Sakık'ı sakinleştirmeye çalışıyordu. Sakık ve diğer DTP'li milletvekilleri bu olayın ardından miting alanından ayrıldılar. Bu olay, bazı televizyon kanallarında mitingin en önemli ayrıntısı olarak sunuldu.

"Tüh! Provokasyon olmadı..."
Kendi uydurduğu provokasyonlardan tatmin olmayan Cihan Haber Ajansı, mitingin başlamasının ardından verdiği haberde, "Miting, marjinal grupların da katılmasına rağmen olaysız şekilde başladı" diyerek olay çıkmamasından duyduğu üzüntüyü kelimelere döktü. Sabah gazetesinin internet sitesinde gündüz saatlerinde, ajanstan alınan bu hüsran dolu ifadelere yer verilirken, ilerleyen saatlerde bu satırlar silinerek yerine daha "objektif" bir haber konuldu.


Özlemiştik seni Çamuroğlu Reha

image

Alevi derneklerinin gerçekleştirdiği “Eşit Yurttaşlık” mitingi tartışmaları halen sürüyor. AKP’nin hüsranla sonuçlanan “Alevi Açılımı”nın sabık vitrin yüzü Reha Çamuroğlu da dün ele geçen fırsatı kaçırmayarak mitingin "açık AKP karşıtlığını" eleştirdi.

soL (HABER MERKEZİ) Geçtiğimiz Pazar günü Ankara’da Alevi Bektaşi Dernekleri Federasyonu tarafından düzenlenen mitinge karşı yürütülen eleştiriler dün Meclis’te yapılan tartışmalarla yeni bir boyut kazandı. Mitingin yapıldığı 9 Kasım öncesinde AKP basınının başlattığı provokasyon çığırtkanlığının; ciddi bir kitle desteği, net talepler ve AKP karşıtlığı ile etkisizleşmesinden sonra tartışma farklı düğüm noktaları üzerine odaklanmaya başladı. 

Henüz mitingin devam ettiği saatlerde Bakan Sait Yazıcıoğlu’nun ağzından “Alevilerin uç fikirlerine” itibar etmeyeceğini açıklayan AKP’nin dün, küçük manevralarla zevahiri kurtarmaya çalışması dikkat çekti. Yazıcıoğlu ifadelerini yumuşatmaya gayret ederken, Hüseyin Çelik de “ders kitaplarında Alevilerden gelecek bilimsel eleştirileri” dikkate alacaklarını ekledi. Seçim ön günlerinde nereye gideceği çokça tartışılan Alevi oylarından, AKP’nin kritik bir yerel seçim öncesinde tamamen vazgeçmesi mümkün görünmüyor. 

Geçtiğimiz sene AKP hükümeti tarafından, yine seçim öncesinde büyük gürültüyle ortaya atılan “Alevi Açılımı” Aleviler tarafından benimsenmemiş ve "içi boş olmakla" suçlanmıştı. Az sayıda Alevi örgütünden destek gören “açılım”, ne olduğu anlaşılamadan kenara konmak durumunda kalmıştı. Açılımın sözcüsü olmak üzere öne çıkan Reha Çamuroğlu da kenara atılma kaderinden kaçamamış, gelişme kaydedilemediği gerekçesiyle suçu üzerinden savıp Tayyip Erdoğan’ın danışmanlığından istifa ettiğini açıklamıştı.

O günlerde AKP treninden inmediğinin altını çizen Çamuroğlu’nun bugünkü açıklamaları Çamuroğlu'nun yeniden kendini göstermeye başladığı yorumlarına neden oldu. Siyasi yaşamında çok fazla trene binmek ve her istasyonda bir geçmişi bulunmakla ünlü olan Reha Çamuroğlu’nun bu kez şansını zorlayacağı anlaşılıyor. Meclis konuşmasında 9 Kasım Mitingi’ni talep dile getirmekten çok AKP karşıtlığına odaklanmakla “itham” eden Çamuroğlu, hakkındaki görüşler ise  her iki tarafta da herhangi bir ağırlığı bulunmadığını gösteriyor.



http://haber.sol.org.tr/

HOCALAR İLÇESİ OKUYOR

11/4/2008 · Kategori: Duyuru

HOCALAR İLÇESİ OKUYOR

 

    İçinde bulunduğumuz çağda nitelikli yaşamın en önemli gereklerinden olan okumanın, toplumun tüm kesimlerine aşılanarak; üreten, düşünen, paylaşan ve sorgulayan bireylerin yetişmesine, toplumun   topyekûn nitelikli olabilmesine ve kalkınmasına siz de katkı sağlayın.

 

Bunun için lütfen Kitap Toplama Kampanyamıza destek verin.

 

              İLÇE YÜRÜTME KOMİSYONU

 

Kampanya Merkezi     : Hocalar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü

 

Adres                            : İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü

  Hocalar / AFYONKARAHİSAR

Tel                                : 0 272 5512256

                                        0 505 5153232

Faks                              : 0 272 5512256

Cumhuriyet Mitingi

4/4/2007 · Kategori: Duyuru

CUMHURİYET MİTİNGİNE ÇAĞRI

27.3.2007

 21. yüzyılda dünyanın karşı karşıya kaldığı küresel tehdit ve tehlikeleri, ülkemiz ve ulusumuzun geleceğini ilgilendiren olumsuz gelişmeleri kaygıyla izliyoruz.


 Ülkemiz, içinden çıkılamayacak bir borç batağına sürüklenmiş sömürge ülke görünümündedir. Tüm ekonomik varlıklarımız, topraklarımız, sularımız, ormanlarımız, madenlerimiz ve petrolümüz özelleştirme adı altında yağmalanmaktadır. Plansız ve siyasal fırsatçılık dürtüleriyle tetiklenmiş nüfus artışının getirdiği olumsuzluklar ülke potansiyelinin hoyratça kullanılmasına, israfına, çevre problemlerine neden olmaktadır. Ortalama gelir ve ömür, dünya ortalama değerlerinin altındadır. İşsizlik ve gelir dağılımındaki korkunç adaletsizlik, dilde yozlaşma, eğitim birliği ilkesi ve laik devlet yapısıyla uyuşmayan eğitim/öğretim uygulamaları, yargı bağımsızlığına müdahaleler, cumhuriyetin temel değerlerinin  “demokrasi” araç edilerek  tahribatı, kabul edilemez boyutlara erişmiştir. 


 “Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir” diyen ulu önder Gazi M. Kemal Atatürk’ün aydınlık ve onurlu yolundan saptırmak isteyen gerici ve bölücülerin, küresel sömürü güçleriyle ortaklaşa kurguladıkları ve dayattıkları politikaların oluşturduğu sosyo-ekonomik problemler yumağının çözümü ancak ve ancak bilimi rehber edinen ulus-devlet anlayışıyla olanaklıdır.


2007, Türkiye’nin geleceğini belirleyen, yaşamsal önemdeki kararların alınacağı ve parlamento seçiminin de yapılacağı bir yıl olacaktır. Bu bakımdan Cumhurbaşkanı seçimi, rejimin teminatı açısından bir mihenk taşıdır.


Ulus ve ülkenin birlik ve bütünlüğünü temsil eden Cumhurbaşkanı, her şeyden önce Cumhuriyetimizin temel değerlerini benimsemiş ve bu değerleri her zaman her yerde içtenlikle savunduğunu kanıtlamış erdemli bir kişi olmalıdır. Ulusumuzun bu arzusunu dile getirecek son uyarıyı yapmak üzere  bir miting ve ardından Anıtkabir ziyareti düzenlenmiştir. 

 

  • Ülkemizin ve ulusumuzun bölünmez bütünlüğü için,
  • Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti için,
  • Tam bağımsız ve aydınlık bir Türkiye için,
  • Cumhuriyetimizin kazanımlarına, kurumlarına sahip çıkmak ve

                     “İrticaya hayır” demek için, 

14 Nisan 2007 Cumartesi günü saat 11.00 de Ankara, Tandoğan Meydanındaki “Cumhuriyet Mitingi” ne katılımınızı ve katkılarınızı saygılarımızla arz ederiz.  

 

TERTİP KOMİTESİ ADINA
           Başkan 

 Prof. Dr. Ali ERCAN  

 

 

İletişim:

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi

GMK Bulvarı 102/7 Maltepe/ANKARA

Tel: 0312 232 4352

Belgegeçer: 0312 232 4344

E-posta: add@kemalist.org

 

http://www.add.org.tr/

http://www.addkadikoy.org

10.NÜZHET ERMAN ÖDÜLÜ

11/7/2006 · Kategori: Duyuru

10.NÜZHET ERMAN ÖDÜLÜ 

 

     1996 yılında kaybettiğimiz Hisar Şairlerinden Vali Nüzhet Erman adına 9 yıldır düzenlenen ve Secici Kurul üyelerimizin de katkılarıyla 10.yılına ulasan Nüzhet Erman Şiir Ödülü bu yıl "Nüzhet Erman Ödülü" adı altında sairin edebi kişiliği, şiirleri ve hayatı hakkında farklı disiplinlerin bulgularından yararlanılarak yapılacak araştırma ve inceleme dalında verilecektir.

 

     1-Yarışmaya katılmak için herhangi bir şart aranmamakta olup yarışma herkese açıktır.

 

     2-Şairin edebi kişiliği, şiirleri ve hayatı hakkında farklı disiplinlerin bulgularından yararlanılarak yapılacak olan araştırma, inceleme konusunda yazılacak olan çalışmaların bilgisayar ortamında yazılması şartıyla kaynakça ve sonuç bölümü hariç en az 15 en fazla 30 sayfa olması gerekmektedir.

 

     3-Katılımcının 3 adet özgeçmişini ve bir adet vesikalık fotoğrafını içeren kapalı zarfın yapılacak çalışma ile birlikte aşağıda belirtilen adrese yollanılması gerekmektedir.

 

     4-Ödül tutarı 3000.- YTL’dir. Ödül ve ödül simgesi Şairin doğum günü olan 28 Nisan 2007 tarihinde düzenlenecek bir törenle birinciye takdim edilecektir.

 

     5-Yarışmaya gönderilecek olan belgeler yarışma sonrası sahiplerine iade edilmeyecek ve kitaplaştırıldığı takdirde katılımcılara herhangi bir telif hakki ödenmeyecektir

 

      5-Nüzhet Erman ile ilgili tüm bilgiler ve belgelere www.nuzheterman.com adresinden ulaşılabilinir. Ayrıca araştırma, inceleme nedeniyle kitaplarından temin etmek isteyenler bu web sahifesindeki iletişim bölümüne mail göndererek talep edebilirler.

 

 

     6-Yarışmaya katılan araştırmacıların hazırladıkları çalışmaları bir dosya haline getirerek 3’er nüsha halinde, çalışmaların kayıt olunduğu bir adet disket ile birlikte, en geç 1 Mart 2007 tarihine kadar;

 

 Nüzhet Erman Ödülü Yarışması

 Filiz Erman-Immich

 Turan Emeksiz Sokak

 Park Apt.3-A No:25

 GAZIOSMANPASA / ANKARA

 

 adresine ulaştırmaları gerekmektedir.

 

     6-Secici Kurul Üyeleri

       Prof.Talat Halman

       Prof.Dr.Mustafa İsen

       Doğan Hızlan

       Hilmi Yavuz

       Mustafa Şerif Onaran

      Filiz Erman Immich

ADD 9.OLAĞAN KURULTAYI SONUCU VE BİLDİRGESİDİR

3/7/2006 · Kategori: Duyuru

ADD 9.OLAĞAN KURULTAYI SONUCU VE BİLDİRGESİDİR  

 

25.06.2006

 

 

Atatürkçü Düşünce Derneği, (24–25 Haziran 2006) tarihlerinde, Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Farabi Salonunda 9. Olağan Genel Kurul Toplantısını yapmıştır.

 

 

Genel Kurul'da, ülkenin siyasal, ekonomik ve sosyal durumu ile özelikle dış ilişkileri değerlendirilmiş ve bir durum tespiti yapılmıştır. Türkiye'mizin ulusal varlık unsurlarına yönelik aşağıdaki durumlar belirlenmiştir:

 

 

            1-ULUSAL VARLIK UNSURLARIMIZDAN BİRİNCİSİ OLAN DEVLET: Devletimizin sürekliliği, bağımsızlığı tehlikededir. Devlet yapımızı hedef alan emperyalist güçlerin öncelikle; laik demokratik rejimi değiştirme çabalarına giriştiği, ulusal ve üniter devlet yapısının çözülme aşamasına sokulduğu belirlenmiştir.

 

 

            2-İKİNÇİ ULUSAL VARLIĞIMIZ OLAN ULUS yapımızın etnik köken, din, mezhep, inanç ayrımcılığı ve ulusal birlik duygusunu köreltme çabaları yoğunlaşmıştır. Bunun sonunda, ulus yapımız ulusal bilincimiz çözülme sürecine girmiştir.

 

 

            3-ÜÇÜNÇÜ ULUSAL VARLIĞIMIZ: VATAN, tehlikededir. Tüm yurttaşların ortak sahip olduğu ve bu ortak sahiplere yurttaş dendiği bir sistemde ortak sahip olduğu ortak sahip olunan bir değerin, ortaklar dışında bir başkasına asla satılmayacağı açıktır. Vatan yalınız satılmaktan dolayı değil; küresel- emperyal güçlerin vatanımız üzerindeki niyet ve planlarının açığa çıkmasından ve Sevr'den beter projelerin dayatılmasından da vatanın tehlikede olduğu açıktır. Bugün gelinen noktada vatana yönelik tehlikenin rejime yönelik tehlikeden daha önemli ve öncelikli olduğu düşünülmektedir.

 

 

            4-DÖRDÜNCÜ ULUSAL VARLIĞIMIZ OLAN: Ekonomik değerlerin el değiştirmesi, yabancılaştırılması, yabancı güdüme sokulması, ulusal pazarımızın küresel sermayeye açılması; Türkiye'nin egemenlik ve bağımsızlığını tehdit etmekte ve halkımızın ekonomik düzeyini olumsuz etkilemekte, işsizliği-yoksuzluğu arttırtmakta; giderek sosyal ve kültürel değerlerimiz yozlaştırmaktadır.

 

 

            5-BEŞİNCİ ULUSAL VARLIĞIMIZ OLAN, "Ulusal Kültürümüz" ise, emperyalizmin devletimize, vatanımıza ve ekonomik değerlerimize yönelik niyetlerini gerçekleştirmede engel olarak görüldüğü için, öncelikle saldırıya uğramıştır.

 

Dilimiz, eğitimimiz, ulusal kimliğimiz, öz değerlerimiz yozlaştırma sürecine girmiştir.

Türkiye'miz bugün, bazılarının sandığı gibi SEVR' e değil, SEVR' den beter ortama sürüklenmektedir.

Özetle, Atatürk'ün Amasya genelgesinde belirttiği gibi; "Vatanın bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir"

 

Atatürkçü Düşünce Derneği 9.Kurultayı üyeleri olarak, ülkemizin ve uslumuzun içinde bulunduğu bu ortam ve koşullar içinde tüm Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarımıza çağrımızdır:

 

Ülkemizin bütünlüğüne, ulusumuzun bağımsızlığına ulusal merkezi devlet yapımıza, laik cumhuriyetimize, tüm ulusal – ekonomik   -sosyal- kültürel değerlerimize tam bir inanç ve kararlılıkla sahip çıkmak;

Tarihsel –ulusal bir yurttaşlık görevimizdir.

Asla umutsuzluğa, yılgınlığa yer yoktur! Çıkış yolu, Atatürkçülük yoludur.

Çare Atatürk'e dönmektir.

 

Atatürkçü Düşünce Derneği, "Anadolu ve Rumeli Müdafi Hukuk Cemiyeti"   gibi çalışmalarını sürdürecektir.

Kaç kişiyiz biz? / Kerimcan Kamal

20/6/2006 · Kategori: Duyuru

Kaç kişiyiz biz?Kerimcan Kamal


Kaç kişiyiz biz?

Nicedir bu sorunun yanıtını arıyorum.
Kendi içimde...
Aslında bu sorunun yanıtı, bize kimin sonuca ulaşacağını da gösteriyor.
Belki de herkesin kafasındaki yegane soru bu.
"Biz kaç kişiyiz?"
Hatta sormaya devam ediyorum:
Çoğunluk muyuz?
Yoksa artık az mı kaldı bizden ?
Devir değişti mi ?
Ülke bizim gibi düşünenlerden kurtulacak mı?
Ben çoğunlukta hatta çok, çok ,çok çoğunlukta olduğumuzu düşünenlerdenim.
Çünkü neden hükümet olunmasına rağmen iktidar olamayanların en iyi açıklaması budur.
Giderayak başlayan gerginliğin,bu sinirin,basit hadiseler karşısında bile gösterilen aşırı tepkilerin sebebi de budur.
Ben kendi içimde bu soruların yanıtları ile bir açıklama yaratmaya çalışırken ancak henüz yazmazken sağolsun küfürbaz bir okuyucumuz beni kendime getirdi.
Daha öncede söylediğim gibi küfür içerikli yorumları siteye taşımamaya özen gösteriyoruz.Küfürün hedefi kim olursa olsun.
Ancak bu saygıdeğer (!) yorumcumuzun cinsel içerikli isteklerini sıraladığı görüşleri haricinde ciddiye alınacak bir sorusu vardı.
"Siz kaç kişisiniz?"
Demek ki yalnız değildim.
Küfürleri ayıkladıktan sonra en hafifinden şöyle diyordu bu sevgili (!)okuyucumuz:
"Yazılarınıza başladığınızdan beri takip ediyorum,ama şöyle bir hesapladım,toplam 20 bin kişi bile yok saçmaladığınız yazılarınızı okuyan"
Saçlayıp saçmalamadığımın takdiri bir yana ,evet şimdi bu soruyu ben de sormak istiyorum.
"Biz kaç kişiyiz?"
Türkiye de Atatürkçüyüm diyecek,laik, demokratik, cumhuriyet ilkelerini savunacak,kaç kişi var?
Gerçekten iddia edildiği gibi az mı sayımız?
Gerçekten biz geri kafalı mı kaldık?
Bir zamanlar yedi düvele meydan okuyan ve ilmi hür ,irfanı hür nesiller yetiştirmek isteyen,yaptığı mücadele ile tüm dünyada, Mısır'dan Hindistan'a ezilmiş toplumlara umut ışığı olan bu devrimin çocukları artık nesiller içinde kayıp mı oldu?
Atatürk devriminin sonunu mu yaşıyoruz?
Yoksa karşı devrim isteği içindekiler kuvvet uygulayarak,psikolojik savaş yöntemleri ile safları mı dağıtmaya çalışıyor?
İnancımızı ,devrimi tazeleme ihtiyacı içinde miyiz?
Yoksa baskı altında çözülecek miyiz?
Bu saygıdeğer (!) okuyucumuz beni yeniden bu soruları sormaya, yanıtlarını aramaya sürükledi.
Çünkü açıkçası bu siyasetin kısa,orta ve uzun dönemde farklı sonuçları olacağını düşünenlerdenim.
Kısa dönemde sevinenlerin orta ve uzun vadede yeniden hüsrana uğrayabileceğinden endişeliyim.
Çünkü ihtiyacın yanlızca bir iktidar değişikliği değil, bir anlayış değişikliği olduğunu düşünenlerdenim.
Çünkü hükümetin yeni sahiplerinin eski alışkanlıkları sürdürmeyecek,yeni bir zihniyet ama gerçekten yeni bir zihniyet ile görev yapmak zorunda olduklarına inanıyorum.
Çünkü gerçek değişim yaşanmazsa, hükümetin değişmesinin aslında hiçbir şeyi değiştirmeyeceğine,bir sonraki raunda kadar kuvvet toplanmasına yarayacağına inanıyorum.
Türkiye'nin ikinci bir karşı devrim girişimine artık tahammülü yok diye düşünüyorum.
Çünkü eski Türkiye'nin artık üzerindeki tozu silkeleyip,devrimin tazeleyen gömleğini giymesi gerektiğine,eskittiği,yıprattığı,kötüye kullandığı tüm erdemlerine hakettiği saygıyı göstererek yepyeni,taptaze,güçlü,kararlı bir kaptanlıkla istim basması gerektiğine inanıyorum.
İşte bu yüzden inancımızı tazelememiz gerek.
İşte bu yüzden ne çok olduğumuzu anlamamız gerek.
Ben bana küfür ederek ben ve benim gibileri karamsarlığa sürüklemeye çalışan ve gerçekten,gerçekte ne düşündüğünü anlayamadığım,neye inandığını çözemediğim,neden gerçekleri görmekten kaçtığını bilemediğim bu zihniyete bir yanıt verilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu yazının okunma sayısı belki onlara en iyi yanıt olacaktır.
Cumhuriyet çocuklarının sayısını belirleyecek kişi elbette ne o okuyucu, nede benim yazılarımın okunma hiti.
Ancak sizden ricam bu yazının çok okunmasını sağlayın.
Sayımızın ne kadar olduğunu düşünüyorsanız o kadar okunmasını sağlayın.
20 bin mi 50 bin mi 100 bin mi yoksa altmış milyon muyuz herkes görsün.
Her bir hit saflarımıza çakılan bir çivi gibi maneviyatımızı kuvvetlendirecek.
Her bir hit buradan yola çıkıp, Türkiye'yi yenilemek isteyen milyonlara kuvvet verecek.
Buradan size çağrıda bulunuyorum.
Bu yazının azaldığımızı düşünenlere bir yanıt olmasını sağlayın.
Sayımızın ne çok olduğunu gösterin.
İnanıyor ,bekliyorum.

kck


Atatürkçüler rekora koşuyor
Bu yazı
4.048.493 defa okundu

2006-06-08 19:59:56

Habere verilen 23038 oya göre %81 iyi [Haber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber PuanlamasıHaber Puanlaması]