>>"/> AlsahBlog / Güldeste
26 07 2011

Vatan Kitap’ta Bir Gezinti

Vatan Kitap’ta Buket Uzuner’le Bir Gezinti: Müthiş Tuhaf Bir Kadın: Leyla Erbil Buket Uzuner    “Yaralı doğar bütün insanlar, anlaşılmak, sevilmek, sevecenlik dilenir bütün ömrünce...” Muhalif ve uyumsuz, eleştirel ve dili uzun, farklı ve cesur, özgün ve hayali geniş. Üstüne üstelik de kadın! Kısaca, zeki ve atak, ayrıca güzel bir kadın. Fakat dikkat, bu özellikler bir kadını tehlikeli yapmak için yeter de artar. (Kimler için tehlikeli?) İşte bu tehlikeli kadınlar eğer bir de yazmaya başlarlarsa, artık dünyanın en sıkı, etkileyici ve güzel edebiyat eserleri bizi bekliyor demektir. Leyla Erbil, böylesi müthiş kadın yazarlarımızdan biridir ve edebiyatımızın ışığı her daim çakan deniz fenerlerindendir. Eserleri üzerine birçok makale, tez ve deneme yazılan Leyla Erbil’i asıl işi edebiyat araştırmacılığı olanlara emanet ederken, bendeniz, onu ilk gençlik yıllarında okuyan ve eserlerinden etkilenmiş kadın yazarlardan biri olarak, olsa olsa naçizane bendeki izleriyle Leyla Erbil’den bahsedebilirim, onun da adı: “Tuhaf Bir Kadın”dır. Bilenler bilir, ben hayatta tek bir mucizeye inanırım, o da, genç yaşta iyi öğretmen veya müthiş yazar ve sanatçılara (sağlam deniz fenerine) rastlamaktır! Leyla Erbil, 2002 ve 2004 yıllarında Türkiye PEN Yazarlar Derneği tarafından Nobel’e aday gösterildiğinde, iyi okur olmayı yalnızca popüler edebiyatın peşinde koşmak sananları adamakıllı şaşırtmıştı. O zaten şaşırtmayı hep sever! Dille oynamak, dili yeniden kurmak, kendi gerçeğinin izini sürmek konusunda kıyasıya cesur olmak, bedelleri ödemede cömert kalmak... Elbette anladınız: Leyla Erbil bizzat ‘unutuş’a kafa tutan yazardır. Öyle ki, yıllar boyu biyografisi ‘hiçb... Devamı

25 07 2011

SURİYE’DE ARMEGEDDON SAVAŞI BAŞLADI

SURİYE’DE  ARMEGEDDON  SAVAŞI BAŞLADI                                                        Prof.Dr.ANIL ÇEÇEN   Atatürk’ten Türk ulusuna yadigar kalan  ULUS  gazetesi  başkent Ankara’da yayın hayatına devam ederken , geçen ay içindeki bir nüshasında  “Suriye’de  Armageddon  savaşı “ başlığı ile yayınlandı . Kutsal kitaplara göre dünyayı ve insanlığı yok edecek üçüncü dünya savaşının din  açısından değerlendirilmesinde, Suriye’nin güney bölgesindeki bir ovada  kıyamet senaryolarının gerçekleşmesini sağlayacak  bir üçüncü dünya savaşı çıkacaktır . Kudüs’ün kuzeyinde  kalan bu bölge Suriye’nin sınırları içerisinde yer alan eski latince adı  ile Megiddo, Arapça dilinde ise Mecüddin  ismi ile anılmaktadır . Tevrat’ta dile getirilen  Büyük İsrail’in vaat edilmiş kutsal topraklarda kurulması sırasında  Yahudiler ile bölge ülkeleri arasında bir savaş  bu Megiddo ovasında çıkacak ve zamanla üçüncü dünya savaşına dönüşerek insanlığın mahvına yol açacaktır .Bu doğrultuda  Türkiye üzerinden Orta Doğu’ya doğru, hem Yahudi hem de  evanjelist hırıstıyan  bir nüfus akımının son zamanlarda hızlandığı görülmekte, Evanjelizm tarikatının inançları doğrultusunda  yapılan yorumlar Siyonistler tarafından da desteklenince, Hz. İsa’nın... Devamı

25 07 2011

OYUNBOZAN LOZAN

  Prof.Dr. Anıl ÇEÇEN -Makale OYUNBOZAN LOZAN   Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN   Türkiye  Cumhuriyetinin   tapu  belgesi ya da nüfus  kağıdı olan Lozan Antlaşmasının yeni bir yıldönümü, Türk ulusu tarafından  kutlanmaktadır. Dünyanın merkezi coğrafyasında  tam bağımsız bir devlet kurma şansını  Türkler ancak Lozan Antlaşması sayesinde elde etmişlerdir. Böylesine bir uluslararası sözleşme o dönemin büyük dünya devletleri ile yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanmamış olsaydı, doksan yılı aşkın bir süre boyunca Türklerin Misakı Milli sınırları içerisinde bağımsız  bir devlet çatısı altında yaşayabilmeleri  mümkün olamayabilirdi. Lozan sayesinde emperyalistlerin oyunları bozulmuş, dünyanın merkezi topraklarını ele geçirmek için savaşan büyük devletlerin  politikaları  geri çevrilmiştir. Bu açıdan, Lozan tam anlamıyla bir oyunbozandır. Oyunları bozulan  Düveli Muazzama adlı  çok büyük sömürge imparatorlukları  Lozan  Antlaşmasına uzun süre direnmişler ama sonunda kabul ederek  Ulusal Kurtuluş Savaşının başarıya ulaşan zafer anlamındaki sonuçlarını resmen  onaylamışlardır. Lozan  Sözleşmesi  bir anlamda Sevr  Antlaşmasının reddi anlamına gelmektedir. Sevr ile koskoca bir imparatorluğu dağıtarak kendilerine bağımlı dominyon ülkeler yaratmak isteyen batılı emperyalistler,  Osmanlı İmparatorluğunun bütün topraklarını ele geçirmeyi hedeflemişler ve buralarda yaşayan gayrimüslim azınlıkları kendi yanlarına çekerek hızla merkezi coğrafyada kendilerine... Devamı

25 07 2011

LOZAN ANTLAŞMASI

LOZAN ANTLAŞMASI   Lozan Antlaşması(24 Temmuz 1923); Ulusal Kurtuluş Savaşımı sonucunda, “YURDUN HER KÖŞESİNİ SULAYAN KANLARIN KARŞILIĞI” olarak elde edilen bağımsızlık, egemenlik, özgürlük belgesidir. Emperyalist güçlerin imzalamak zorunda kaldığı bu antlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti varlığını tüm dünyaya duyurmuştur. Ezilen, sömürülen dünya halklarına da sömürgeciliğin kaçınılmaz bir yazgı olmadığını, o günlerde “Düveli Muazzama” denilen emperyalist güçleri yenerek somut olarak göstermiştir. Bu anlamda dünya tarihinde bağımsızlık ve özgürlük savaşımlarına ivme kazandırmıştır. Lozan Antlaşması’nın 88. yıldönümünde; emperyalist güçler ve işbirlikçileri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Türk Ulusu’na yeni Sevr’ler dayatmak üzere harekete geçmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı ve bağımsızlığı tehlikededir. Türk Devrimi’nin “eşsiz önderi” M. Kemal Atatürk, Lozan Antlaşması’nı, Söylev’de tarih bilinci çerçevesinde bilimsel yöntemle gerçekçi biçimde değerlendirir: “Lozan Antlaşması, Türk Ulusu’na karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr anlaşmasıyla tamamlandığı sanılmış, büyük bir yok etme eyleminin çökertilişini anlatan belgedir.” Türk Ulusu’nu “yüzyıllardan beri hazırlanan yok etme eylemi”; Sanayileşme ve Aydınlanma Devrimlerini, Avrupa Devletleri ile eş zamanlı olarak gerçekleştiremeyen Osmanlı Devleti’nin yarı sömürge duruma getirilme süreciyle ivme kazanmıştır. Osmanlı Devleti; önce İngiltere daha sonra da diğer Avrupa devletleri ile kapitülasyon niteliğinde serbes... Devamı

25 07 2011

LOZAN’IN 88. YILINDA YENİ DÜNYA DÜZENİNDE TÜRKİYE

  LOZAN’IN 88. YILINDA YENİ DÜNYA DÜZENİNDE TÜRKİYE   Mustafa Kemal Atatürk Söylev’inde Lozan Antlaşmasını “...Bu  antlaşma, Türk ulusuna karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir yok etme girişiminin yıkılışını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasal utku yapıtıdır!..” şeklinde değerlendiriyor. Tarih hiç kuşkusuz üzerinde düşünülecek ve dersler çıkaracak sınırsız örneklere sahip engin bir çalışma alanını oluşturmaktadır.   DOĞU SORUNU... Osmanlıların Rumeli’ye geçip Avrupa içlerinde ilerlemeleri ve yaptıkları fetihlerle idari düzenlerini buralarda  kurarak  yerleşmeleri sonunda da  Viyana önlerine gelmeleriyle birlikte  siyasi platformlarda konuşulmaya başlayan bu siyasi terim; barbar Türkleri önce çıkıp geldikleri Anadolu’ya  sonra da Orta Asya bozkırlarına püskürtmeyi  ifade etmektedir. II. Viyana kuşatmasından sonra bu projelerini adım adım gerçekleştiren  batılı devletler, Sanayi Devrimi’nin getirdiği sonuçların yanı sıra Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu olumsuz koşullardan yararlanmışlar; bir yandan sanayi ürünlerini geniş Osmanlı topraklarına sokup pazarları ellerine geçirirken diğer yandan gereksinim duydukları hammadde kaynaklarını elde ettikleri ayrıcalıklarla ülkelerine taşımışlar, öte yandan da biriken sermayelerini de  ele güne el avuç açarak  sıcak para arayan Osmanlı yönetiminin emrine vermişlerdir. Sonuç; Yirmi senede (1854-1874) on altı borçlanma, Osmanlı Devleti’nin iflasının ilanı olan 1875 Tebliği ...,... Devamı

24 03 2011

Aydın Şimşek'le 'Bebek Patikleri'ni ve kısa öyküyü k

Aydın Şimşek'le 'Bebek Patikleri'ni ve kısa öyküyü konuştuk 'Yazar, kısa öyküde süren bir eylem içindedir' Aydın Şimşek'in yeni kitabı Bebek Patikleri yayımlandı. Şimşek kitapta 'kısa öykü yapıcı değil aksine yıkıcı bir türdür, ilk saldırdığı yer sıradan, gündelik dil ve anlamlardır, bu nedenle de kısa anlatı türü yaygın dile, yaygın yazmaya ya da yayarak yazmaya olanak vermez. Diğer yandan kısa öykü nedenselliği (yani içeriksel gerçekliği) önce anlamaya, sonra da onu terk etmeye yönelmesi için her defasında okura kapalı bir zarf uzatır' diyor. Şimşek'le kitabı ve kısa öykünün neliği üzerine söyleştik. Zeynep SÖNMEZ -Yeni kitabınız, Bebek Patikleri'nin ismi çok manidar ama yine de bize bu ismin ne anlama geldiğini açıklar mısınız? 'Bebek Patikleri'yle ile kısa öykü nasıl bağdaşıyor? - Bebek Patikleri bir alt başlık olarak kullanılıyor kitabın adında. Kısa öykü, yapısı gereği çokcul anlamlara sahip. Bu durum, kısa öykü metinlerinin kavranışını, kimi yan-üst odaklanmalara ve okumalara açık hale getiriyor. Boşlukların bırakıldığı yerlerde tembel ve düz okuru reddeden metinlerdir kısa öykü metinleri. Bu nedenle çözümleyici, analize dayalı bir arka plana yaslanmak kaçınılmaz gibi gözüküyor. Bir de buna kısa öykü yazarının dayandığı tarih bilinci ve şifreleme tekniği de eklendiğinde, okuru nasıl da kaotik bir ortamın beklediğini düşünün. İşte Bebek Patikleri, bu çoğulcu işbirliği ve işleyişe ustalıkla yaklaşmayı, yani kısa öykünün de çok ciddi bir tarihsel serüvene yaslandığını bilmeyi; eline kalemi her alanın, 'ben de kısa öykü yazdım' dediği şu günlerde, ustalara... Devamı

24 03 2011

Enver Gökçe'den Dede Korkut Masalları

Enver Gökçe'den Dede Korkut Masalları Dede Korkut Masalları, on ikinci yüzyılda yaşadığı sanılan en eski Türk yazarlarından olan Dede Korkut'un Oğuz lehçesiyle yazdığı Kitab-ı Dedem Korkut Alâ Lisan-ı Tâife-i Oğuzhan adını alan on iki hikâyeden meydana gelmiş eseri. Sözlü anlatımla kulaktan kulakğa dilden dile aktarılan bu masallar on beş ve on altıncı yüzyılda yazıya geçmiş. Hâle SEVAL Antik Yunan'dan günümüze uzanan süreçte her toplum kendi anlatısını (mitoslar, destanlar, masallarla) gelenekleri çerçevesinde yaratmış, kuşaktan kuşağa aktarmış. Homeros'un destanları, Hesiodos'un şiirleriyleyse başlayan yolculukta baştan aşağı Tanrılar var ama insan istenci de önemli. Sözlü ve yazılı anlatımda insan ve insan hayatı üzerindeki sayısız gözlemler çok kere birleştirilerek ders alınacak bir anlatıya dönüşür. Pertev Naili Boratav, en eski Türk destanlarından olan Dede Korkut Masalları'nı şöyle açıklar: 'Nesirde söylenmiş, dinlik ve büyülük inanışlardan ve törelerden bağımsız, tamamıyla hayal ürünü, gerçekle ilgisiz ve anlattıklarına inandırmak iddiası olmayan, kısa bir anlatı (...) Hayal ürünü sözünü sadece olağanüstü şeyler anlamına almamak gerekir. Masal olağanüstü çeşidinde de gerçekçi çeşidinde de anlattığı olayların gerçeğe uyarlık derecesi ne olursa olsun, onların hayal yaratması oldukları izlenimini veren bir anlatı türüdür. Masalı efsaneden, hikâyeden, destandan ayıran niteliklerin başında bu gelir' (1). 1940 kuşağı şairlerinden olan Enver Gökçe'nin hazırladığı Dede Korkut Masalları, ilköğrenim çağından başlayıp yetişkinler uzanan çizelgede... Devamı

24 03 2011

Şiir Atlası

Şiir Atlası 'Öp beni kanatarak' Gümüş Yüzyılı'nın en yetenekli ve ünlü şairlerinden biri olan Sergey Aleksandroviç Yesenin, 21 Eylül 1895'te dünyaya geldi. Ailesi mutlaka köy öğretmeni olarak yetişmesini isterken Sergey'in kafasında ise çok farklı şeyler vardı. 1912'de, okulu bitirdikten sonra, matbaacı İ. Syitin'in yanında dizgici olarak çalışmaya başladı. Anna Romanovna İzryadnova ile orada tanıştı ve alelacele evlendi. 1914'te 'Huş Ağacı' adlı ilk şiirini bir çocuk dergisinde yayımlandı. Genç şair 1915 yılında Petrograd'a gitti ve orada o zamanın en ünlü Rus şairlerinden Blok, Gorodetski ve Kluev ile tanıştı. İlk şiir kitabı Radunitsa da (Yas Yortusu) 1916 yılında yayımlandı. Sonrasında da diğer kitapları geldi. 1925 yılında ölen Yesenin'in mezarı Moskova'nın Vagankov Mezarlığı'nda bulunmakta ve günümüzde de sevenleri tarafından sık sık ziyaret edilmektedir. CEVAT ÇAPAN SILAYA DÖNÜŞ Coşunca sılamı görmek hevesi Çocukluk köyüme Döndüm yine de Yaşlı bir burç gibi yerli yerinde Yükselmekte haçsız dik çan kulesi. Ne denli değişmiş her şey burda da Devinim var yoksulların ömründe. İnanılmaz şeyler gözüm önünde Beliriyor rastlantıyla art arda. Tanıyamıyorum Evimi bile: Selam yok sevdiğim akçaağaçtan, Önceleri eşikte oturan anam Civciv beslemiyor artık eliyle. Yaşlanmış olmalı, hem de çok Şimdi. Ve şaşkın dört yana bakıyorum ben, Bu yabancı yeri hiç çözemeden. Tek dağ ağarıyor eskisi gibi Onun eteğinde Boy boy taşlar var Bu bir mezarlıktır! Ve haçlar burda Düşen askerlerce yaylım sonunda Sanki bi... Devamı

24 03 2011

Yazının tehlikeli sularında: (Ç)alıntı

Yazının tehlikeli sularında: (Ç)alıntı   KAAN UYSAL “Geçip giden eski dostlar ibare ve manaları öyle yağma etmişler ki, artık şiir fezası bizim için çok darlaşmıştır. Ah, bu bizden önce gelmek yok mu!” Fuzuli Edebiyat tarihinin aynı zamanda bir esinlenme tarihi olduğu ön kabulüyle yola çıktığımızda, birçok şair ve yazar arasında yaşanan “çalıntı” tartışmasını makul karşılamamız gerektiği uyarısıyla karşılaşırız. Bir metnin doğmasında, şekillenip gelişmesinde, daha yetkin bir düzeye erişmesinde başka bir metnin önemli bir payı olduğu aşikâr. Bu bakış açısıyla, esinlenmenin, edebiyatın doğasına içkin olduğu gerçeğine biraz daha yaklaşırız. Ama esinlenmenin bir tarafında “alıntı”, diğer tarafındaysa “çalıntı” kavramları durmaktadır. Esinlenmeyi sorunlu kılan bu iki kelime, çalıntı ile alıntı arasındaki fark hiçbir zaman tek bir harften ibaret değildir. Kolaylıkla birbirinin içine geçebilen, her türden tespiti geçersizleştirebilen bir durumla karşı karşıyayızdır. Neyin alıntı, neyin çalıntı olarak kabul edileceği sorunu, esinlenmeyle beraber düşünüldüğünde, daha da karmaşık bir hal alır çünkü. Alıntı ne, çalıntı ne?  Bu ayrımda en sorunsuz görünen, kuralına uygun şekilde kullanıldığında hiçbir şüpheye yer bırakmayan kavram şüphesiz “alıntı”dır. Tırnak işareti, italikler, yetmedi ayraçlar, dipnot veya kaynakçalar yeterli özenle gösterilmiş ve alıntı yapılan metin sarih bir şekilde belirtilmişse, referans alınan metinle başından beri bir mesafe tayini yapılmış demektir. Gerçi zaman zaman özgün bir düşünce sunmaktan çok, varlığını sadece alıntılar üzerinden inşa etmiş, güc&uu... Devamı

24 03 2011

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizi

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini 4 (1950- 1959) / Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ IV. MODERNLEŞME YOLUNDA: 1950-1960 Nezihe Meriç, Vüs'at O. Bener, Bilge Karasu, Orhan Duru, Ferit Edgü, Feyyaz Kayacan, Onat Kutlar, Demir Özlü, Tahsin Yücel, Adnan Özyalçıner, Erdal Öz, Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Muzaffer Buyrukçu, Tarık Dursun K., Muzaffer Hacıhasanoğlu, Demirtaş Ceyhun, Zeyyat Selimoğlu, Hakkı Özkan, Şahap Sıtkı, Orhan Çubukçu, Necdet Ökmen.(**) *** *** 1950 ABASIYANIK, Sait Faik: Mahalle Kahvesi 1950 AĞAOĞLU, Samet: Zürriyet 1950 ÖZAY, Mahmut: O Mübarek Selviler 1950 TARUS, İlhan: Apartman 1950 UŞAKLIGİL, Halid Ziya: İzmir Hikâyesi 1950 YALÇIN, Efzayiş Suat: Kırk Kapısı 1951 ABASIYANIK, Sait Faik: Havada Bulut 1951 ABASIYANIK, Sait Faik: Kumpanya 1951 GÜNER, Tarık: Peynir Ekmek 1951 HACIHASANOĞLU, Muzaffer: Bir Tesbih Tanesi 1951 KOCAGÖZ, Samim: Sam Amca 1951 ORHAN KEMAL: Sarhoşlar 1951 TANER, Haldun: Tuş 1951 TURHAN, Seyfettin: Yol Parası 1951 YiĞiTER, Umran Nazif: Gar Saati 1952 ABASIYANIK, Sait Faik: Son Kuşlar 1952 BENER, Vüs'at O.: Dost (1952, Yaşamasız'la birlikte 1977) 1952 BUĞRA, Tarık: Yarın Diye Bir Şey Yoktur 1952 ERDİNÇ, Fahri: Akrepler 1952 GÖKŞEN, Enver Naci: Çardak Altı 1952 Halikarnas Balıkçısı: Egenin Dibi 1952 HİSAR,Abdülhak Şinasi: Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği 1952 KUNT,Bekir Sıtkı: Ayrı Dünya 1952 ORHAN KEMAL: Çamaşırcının Kızı 1952 SABA ,Ziya Osman: Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi 1952 TARUS ,İlhan: Karınca Yuvası 1952 YAŞAR KEMAL: Sarı Sıcak 1953 AĞAOĞLU, Samet: Öğretmen G... Devamı

05 01 2011

HES İnşaatında İki Kaza, Loç’ta Yürütmeyi Durdurma

HES İnşaatında İki Kaza, Loç’ta Yürütmeyi Durdurma |  görsel 1

HES İnşaatında İki Kaza, Loç’ta Yürütmeyi Durdurma Giresun’da HES inşaatında ikisi ağır beş işçi yaralandı; Antalya’daki inşaat toprak kaymasına neden oldu. Karabük’te şirket boş salona HES projesini anlattı. Pülümür Barajı’na karşı miting hazırlığı var. Mahkeme, Cide HES’le ilgili yürütmeyi durdurdu.   İstanbul-Antalya-Giresun-Karabük-Tunceli - BİA Haber Merkezi 04 Ocak 2011, Salı         Kastamonu Cide ilçesi Loç Vadisi'nde yapımı süren Cide Hidroelektrik Santrali (HES) inşaatı hakkında Kastamonu İdare Mahkemesi'nde yürütmeyi durdurma talebiyle açılan davada, talebin kabul edildiği açıklandı. İnşaatı sürdüren Orya Enerji şirketinin Beyoğlu'ndaki binası önünde bir aydır oturma eylemi yapan Loç Vadisi Koruma Platformu dün (4 Ocak) şirket önünde yaptığı bir açıklamayla gelişmeyi kamuoyuna duyurarak, oturma eylemini "şimdilik" sonlandırdıklarını duyurdu. Platform adına konuşan Zafer Kecin şirkete seslenerek "Kültürümüzü yozlaştırmak için elinizden geleni yaptınız, geri dönüşsüz tahribatı vadide gerçekleştirmeye çalıştınız. Sonunda yalanlarınız bir bir ortaya çıktı" dedi. Farklı yörelerden HES karşıtları ve örgütleri buluşturan eylemin bugün sonlandığını söyleyen Kecin, ekledi: "Şirket tek bir kazma vurursa eylemler büyüyerek sürecek." Cide HES şantiyesi 31 Aralık akşamı da imar planı olmadığı gerekçesiyle Cide Kaymakamlığı tarafından mühürlenmişti. Tirebolu'nda inşaatta beş işçi yaralandı Doğuş Holding'in Giresun Doğankent ilçesi Sadaklı mevkiinde sürdürdüğü... Devamı

05 01 2011

Necati Cumalı’nın bilinmeyen bir şiiri bulundu

Necati Cumalı’nın bilinmeyen bir şiiri bulundu URLA (AA) - Öyküleri, romanları, şiir ve tiyatro oyunlarıyla Türk edebiyatının önemli isimleri arasında yer alan Necati Cumalı’nın, bugüne kadar bilinmeyen bir şiiri ve makalesi, hayatının bir bölümünü geçirdiği İzmir’in Urla ilçesindeki kütüphanede tesadüfen bulundu. Urla’da yayımlanan yerel bir gazetenin yazarlarından Namık Kemal Nomak, Urla Halk Kütüphanesi’nde araştırma yaparken 1939 yılında Urla Halkevi tarafından yayımlanan ve ömrü iki sayıyla sınırlı kalan “Ocak Dergisi”nin ilk sayısında Cumalı’nın bir makalesi ve bir de şiirinin yer aldığını fark etti. Derginin 19 Şubat 1939 tarihli ilk sayısının 8 ve 9. sayfalarında Cumalı’nın “Beğenmek” konulu makalesiyle “Ümitlerimin Gemisi” adlı şiirinin yer aldığını ifade eden Nomak, Cumalı’nın şiir ve yazısının edebiyat çevrelerinde daha önce bilinmediğini ortaya koyduğunu söyledi. Urla’da yaşamış çok sayıda edebiyatçıdan biri olan ve ilçede her yıl adına “Edebiyat Günleri” düzenlenen Cumalı’nın yayımlanan ilk eseri olduğu sanılan şiirinden bir bölüm:   ÜMİTLERİMİN GEMİSİ   Uzun direklerin ucuna Uzak iklimleri çiziyor duman. Beyaz köpüklü sular ardına, Gömülüyor hatıralarıyle liman.   Gemim gidiyor, gidiyor Hafif dumanında Martılarıyle Gemim gidiyor, gidiyor Tayfalarının dudaklarında Şarkılarıyle,   Bembeyaz güvertesinde duran, Mavi elbiseli gemicilerim Selâm, sevgi hasret taşıyor Bembeyaz yelkenlerine vuran Hayallerimin rüzgarıyle Gemim yaklaşıyor, yaklaşıyor Ah! direkleri, kollar gibi, Allah’a yükselen Teknesi, göyn&u... Devamı

05 01 2011

Metropoll’ün araştırmasında AKP birinci parti. CHP yüzde 30’u, M

Metropoll’ün araştırmasında AKP birinci parti. CHP yüzde 30’u, MHP ise barajı aşıyor Kılıçdaroğlu aşısı tuttu © CHP’deki Kılıçdaroğlu aşısının halk nezdinde tuttuğunu ortaya koyan Metropoll araştırmasına göre yurttaşların yüzde 70’lere varan büyük bölümü öğrencilerin yumurta eylemlerini de polisin eylemlere karşı uyguladığı şiddeti de onaylamıyor. FIRAT KOZOK ANKARA - Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin son siyasal durum araştırmasına göre, bugün seçim olsa AKP yüzde 45.3 ile birinci parti, CHP yüzde 30.7 ile ikinci parti, MHP ise yüzde 14 ile üçüncü parti görünüyor. CHP’deki Kemal Kılıçdaroğlu aşısının halk nezdinde tuttuğunu ortaya koyan araştırmaya göre yurttaşların yüzde 70’lere varan büyük bölümü öğrencilerin yumurta eylemlerini de, polisin eylemlere karşı uyguladığı şiddeti de onaylamıyor. Şirketin aralık ayında 31 ilde 1504 kişinin katılımıyla yaptığı anketten çıkan çarpıcı sonuçlardan bazıları şöyle: • Bugün bir seçim yapılsa yüzde 17 civarındaki kararsızlar ve protesto oyları ile bu soruya cevap vermeyenler partilere oransal olarak dağıtıldığında; iktidar partisi AKP’nin yüzde 45.3 ile birinci, CHP’nin yüzde 30.7 ile ikinci sırada olacağı ve baraj altında kalıp kalmayacağı zaman zaman tartışılan MHP’nin ise yüzde 14 oranında oy alacağı tahmin ediliyor. Anadilde eğitim ve iki dil tartışmalarının odağındaki parti olan BDP’nin ise tahmini oy oranı yüzde 6.5. • “Önümüzdeki genel seçimlerde vereceğiniz oyu etkileyecek en önemli konu nedir?” diye sorulduğunda Kürt meselesi ile ilgili önemsenen konular yüzde 25’e ulaşıyor. Ekonomik etkenl... Devamı

18 11 2010

Entelektüel ve (Gündelikçi) 'Kadın'

Entelektüel ve (Gündelikçi) 'Kadın' Çokkültürcü entelektüelimizin "aşağı" olan "kitle" veya "güruh" ile karşılaştığı anda hoşgörüyü bir kenara bırakıp "evli evine köylü köyüne" şiarına sarılması bu hoşgörünün ancak otoriter bir şekilde, "baskıcı hoşgörü" (Adorno) olarak kendini var edebildiğini gösteriyor. Necmi ERDOĞAN   İstanbul - BİA Haber Merkezi 17 Kasım 2010, Çarşamba         Muhafazakar-liberal hegemonik bloğun "organik entelektüellerinden" biri olan ve çokkültürcülük, melezleşme ve farklılıkların diyalogu bayraktarlığı yapan  Hasan Bülent Kahraman yıllar önce "kentin halk kesimi" ile "Etiler kesimini" karşılaştırırken şöyle yazmıştı: "Büyük nüfus hareketlerinin getirdiği kent işgalleri ortalığı kasıp kavuruyor. İstanbul'da çıkın Beyoğlu'na, inin Etiler'e, gidin Boğaz'a karşılaşacağınız kitle bir güruh olacaktır. İşsiz güçsüz, başıboş, karamsar ve karanlık bir kitle kentin içinde salınmaktadır... Ve artık 'İstanbul ağrısı' başka bir şey değildir. O kütle ne kültür ne coğrafya olarak İstanbul'la ilişkiliyken kentlilik bilincini kim, nasıl oluşturacak?.. Kent sadece karnınızın doyduğu yer değildir. 'Ben'inizi, 'ego'nuzu doyurduğunuz yerdir. Bu da para kazandığınız yerde değil ancak harcadığınız yerde oluşan bir duygudur. Kaldı ki, 'gerçek kentli' için mutlaka 'şu' değildir kent; içinde kendisini fantezileriyle yaşayabildiği, var edebildiği, ona bu olanağı sunan her yerdir onun kenti... Etiler galiba bunun için kent. Hem, boşuna mı demişler 'evli evine k&o... Devamı

18 11 2010

Tanımayanlar için Nihat Sargın

Tanımayanlar için Nihat Sargın   T24 - TÜSTAV, (Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı ), 83 yaşında hayatını kaybeden Türkiye İşçi Partisi'nin Genel Sekreteri ve Türkiye Birleşik Komünist Partisi kurucularından Nihat Sargın'ın yaşam öyküsünü br broşürde topladı. Türkiye İşçi Partisi'nin Genel Sekreteri ve Türkiye Birleşik Komünist Partisi kurucularından Nihat Sargın 83 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti. 20 yaşından beri sosyalist mücadelenin içinde yer alan Sargın bir süredir ağır hastaydı. Sargın'ın cenazesi 19 Kasım 2010 Cuma günü öğle namazı sonrasında Kızıltoprak, Zühtüpaşa Camii'nden kaldırılacak. Kurucularından olduğu Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı, Sargın'ın fotoğraflarının da yer aldığı, siyasi mücadelesini özetleyen ayrıntılı bir biyografi hazırladı. İşte biyografinin tam metni: Nihat Sargın ( 1927 - 2010 ) Çocukluğu, ilk düşünce filizlenmeleri Ahmet Nihat Sargın 26 Nisan 1927'de yılında İstanbul'da doğdu. Annesi Aliye, babası Mustafa Fahri'dir. Ablaları Melahat ve Müfide'den sonra dünyaya geldi, ailenin en küçük çocuğuydu. Asker olan babası 1900'lerde anayasa ve özgürlükler için mücadele eden İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Manastır Komitesi üyelerindendi. Mustafa Fahri daha sonra, Kurtuluş Savaşına katılmak için ailesini İstanbul'da bırakarak Anadolu'ya geçti. Sargın yıllar sonra Türkiye'de insan hakları ve demokrasi mücadelelerinin anlatıldığı bir fotoğraf sergisine gittiğinde, 1908'de Manastır'da ayaklanarak halka Meşrutiyetin ilan edildiği bildirisini okuyan komite üyeleri arasında babasını görür. Baba, mücadeye ilk b... Devamı

09 11 2010

Anadolu Aydınlanmasını Yaratan

Ölümünün 72. Yıldönümünde Mustafa Kemal’i Yazmak Dr. Handan DİKER Yeditepe Üniversitesi Her 10 Kasım’da o yüce insanı anmak, yapıp ettiklerini betimlemek, onu anlatmak, dünyaya onu duyurmak tanıtmak isteriz. Zordur bu! Sözcükleri yazarken onu bir türlü tamamlayamayız hep bir şeyler eksik kalır sanki... Kimdir Atatürk? Öncelikle dış görünümü ile baktığımızda onun etkileyici kişiliği dış görünümü ile bütünleşir adeta. Nitekim 1930 yılında İngiliz Büyükelçisi olan Sir Percy Loraine Mustafa Kemal’in görünümündeki özelliklerini şöyle açıklar: “Dimdik bir duruş, şüphe götürmez ağırbaşlılığını yansıtan yiğit bir görünüş, eksiksiz bir giyiniş, kesin hatlı bir vücut, insanın içine işleyen açık mavi gözler, kabarmış kaşlar, çok kez ciddi, hatta sert bir yüz, her bakışında, her jestinde ve hatta hareketsiz halinde de göze çarpan keskin bir canlılık… Sanırım Atatürk olağanüstü bir insandı…” Gerçekten Mustafa Kemal, dış görünüşüyle insanları etkileyen bir tarihsel kişilikti. Genellikle ona verilen sıfatlar, seçkin bir Türk askeri, komutan, devrimci, önder, lider, devlet adamı, bilge kişi vb. niteliklerdir. Mustafa Kemal, her şeyden önce yüksek bir zekâ ve deha sahibi bir kişiliktir. İnandırıcıdır. Akılcılık onun eylemlerinde göze çarpan biricik bir özelliktir. Onun kişiliği ulusu ile bütünleşmiş bir kişiliktir. Sorumluluğu üzerine alması ve bundan hiçbir çekince duymaması da onun en önemli özelliğidir. Nitekim onun yaşamındaki başarısının sırrı da onun şu sözlerinde gizlidir: “Büyük sorumlulu... Devamı

04 08 2010

Başbakan danışmanı olan Ali Yüksel: ‘Niyetim dörde kadar gitmek’

  Cumhuriyet 04.08.2010 Başbakan danışmanı olan Ali Yüksel: ‘Niyetim dörde kadar gitmek’ Başbakan’a 3 eşli danışman İLHAN TAŞCI ANKARA - Avrupa Milli Görüş Teşkilatı Genel Başkanlığı yapan, “şeyhülislam seçilen”, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın danışmanlığına getirilen Ali Yüksel’in “üç eşli” olduğu ortaya çıktı. Yüksel niyetinin “dörde kadar gitmek” olduğunu açıklarken çokeşliliğini “sünnet bir ibadet” olarak nitelendirdi. Yüksel, duygularını bir tarafa atarak eşlerine “eşit davranmaya gayret ettiğini, bunu da hayli başardığını” söylemesi dikkat çekti. CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’ın soru önergesiyle eski Avrupa Milli Görüş Teşkilatı Genel Başkanı, Almanya’da “şeyhülislam seçilen”, AKP Grup Başkanvekili Suat Kılıç’ın kayınpederi olduğu belirtilen Ali Yüksel’in Başbakanlığa danışman olarak atandığı ortaya çıktı. Gazeteci Fehmi Çalmuk’un kaleme aldığı “Merak Edilen Kızlar” isimli kitapta, Yüksel çokeşliliğin “iyi ve zor yanlarını” ayrıntılı olarak anlattı. Kitapta, Yüksel’in üçüncü eşi Dilber Yüksel ile yapılan röportaja da yer verildi. ‘Her gün birimizde’ Dilber Yüksel, eşine 11 yaşında âşık olduğunu açıklarken “... O zamanlar beni etkileyen belki kocamın hali. Belki hayalimde düşündüğüm eşe uygun olması. Bilmiyorum yani. Karakterini tanırsınız, İslami bir yaşantısı varsa o etki yapar. Hepsi bir bütün olarak beyaz atlı prenstir” değerlendirmesini yaptı. Yazarın &l... Devamı

01 04 2010

Ankara’da Yargıçlar Var

Ankara’da Yargıçlar Var   Dr. Engin ÜNSAL Almanya’da toprağı elinden zorla alınmak istenen köylünün hak tanımazlara verdiği yanıt ünlüdür: “Alamazsınız, çünkü Berlin’de yargıçlar var.” Köylü haklı çıkmış ve Berlin’deki yargıçlar köylünün toprağı üzerindeki hakkını korumuştur. Anayasa değişikliği tartışmalarının ve yapılmak istenen sözde yargı reformunun Ankara’da yoğun biçimde yaşandığı günümüzde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 4/C maddesi kapsamında çalıştırılan bir işçinin açtığı davada 4/C diye adlandırılan işçilerle ilgili özlük hakları düzenlemesinin tamamen Bakanlar Kurulu’na bırakılmasının anayasanın temel ilkelerine aykırı olduğuna karar vermiş ve 4/C’nin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurma kararı almıştır. Bu karar Ankara’da 78 gün boyunca hükümetin 4/C kapsamında istihdam kararını protesto eden TEKEL işçilerini de yakından ilgilendirmektedir. TEKEL işçileri de Ankara’da yargıçlar olduğuna inanmaktadır. Bu bağlamda 78 gün süren ve Türk işçi hareketi için unutulmayacak derslerle dolu TEKEL direnişi üzerinde bir kez daha durmak istiyoruz. AKP hükümetinin özelleştirme politikasının yanlışlarını çalışanlara ödetme çabalarına karşın işçilerin özverili davranışı ve zulmün önünde dik duruşu, işçi sendikalarımız için ders konusu olacak kadar önemli sonuçlar ortaya koymuştur. TEKEL direnişi sona ermemiştir. Sendika, direnişin işçilerin hakları teslim edilinceye kadar sürmesine karar vermiştir... AKP hükümeti TEKEL özelleştirmesinde çok &... Devamı

01 04 2010

CEMAAT BU KİTABA ÇOK KIZIYOR

Ozan Yayıncılık’tan çıkan "Gayya Karanlığından Kuran Aydınlığına" adlı kitap, cemaatin hedefinde. Kitabın yazarı Eren Erdem, Odatv’ye bir makale yazdı... İşte “Örtü” başlıklı o yazı… Sokaklar, gerçeği anlayamamış insanlarla dolu. Anlayamadıkları gerçekleri ‘’farklı formlarda sunanların’’ ürettiği algıya sımsıkı tutunmuş insanlar… Örtünme meselesi hükümetlerin özellikle ‘’el altından önemli hamleler yapacağı dönemlerde’’ abartılan, her kalıba sokulabilen, kimi zaman sistem karşıtlığı gibi görüne bir muhalefetin başını çeken, kimi zaman ‘’liberallerin’’ AB’ci söylemlerine entegre edilen bir mesele haline gelmiştir. Ana hatları ile, ilmi temelden yoksun bir söylem üzerine inşa edilen bu mesele, tarihsel ve teolojik düzlemde incelendiğinde, ‘’çok büyük önem arz eden başka bir meselenin’’ içi boşaltılmış hali olarak karşımıza çıkar. Sınıfsal ayrılıklar Daha önceki makalelerimizin hemen hemen tümünde, Mekke rejimini tanımlarken; sınıfsal ayrılıklara dayalı bir toplum yapısını oluşturduğundan bahsettim. Bu sınıfların (efendi ve köle) temsil ettiği konumlar, ve bu konumları temsil eden objelerin varlığı, tarihsel veriler ile sabittir. Mesela, Mekke’de ‘’hür kadınlar’’ baş örtüsü takar, köle kadınlar başlarını açarlardı. Ancak, bu örtüyü takan kadınların ise, bugün ‘’dekolte’’ olarak tabir ettiğimiz bir elbise giydiklerini gözlemliyoruz. Bu elbise üzerine, saçların tümünü örtmeyen bir örtü takarak, ‘’hür olduklarını toplum arasında ilan eden’’ kadınlar, köle... Devamı

18 05 2009

Değerlere Sahip Çıkalım

Tandoğan doldu taştı MAHMUT LICALI ANKARA - Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) önderliğinde düzenlenen Cumhuriyet Mitingi’ne aleyhte yapılan tüm propagandalara karşın on binlerce yurttaş katıldı. Katılımcılar ellerinde Türk bayraklarıyla coşkulu görüntüler oluşturdu. ADD tarafından 130’un üzerinde sivil toplum örgütünün desteğiyle düzenlenen Cumhuriyet Mitingi için dün sabah erken saatlerde katılımcılar Hipodrom’da toplanmaya başladı. Hipodroma sığmayan yurttaşlar saat 09.30’dan itibaren mitingin gerçekleştirileceği Tandoğan Meydanı’na doğru yürümeye başladı. Ellerinde Türk bayrakları ve Atatürk posterleri, yakalarında Atatürk çıkartmaları ve alınlarında “Atam izindeyiz” yazılı bantlar taşıyan katılımcılar sloganlar ve pankartlarla saat 10.30’dan itibaren miting alanına girmeye başladı. Atatürk tişörtleri giyen katılımcılar “Atam izindeyiz” ve “Cumhuriyetin bekçisiyiz” yazılı şapkalar taktı. Mitinge katılanların çoğunluğunu kadınlar ve gençler oluştururken, çocuklarıyla birlikte mitinge gelen ailelerin sayısının da fazla olduğu gözlendi. Miting alanı, bazı televizyon kanalları ve gazetelerin mitinge katılımı düşürmek için yaptığı propagandalara karşın kısa sürede doldu. Miting alanına kurulan dev ekranda alandan görüntüler gösterilirken, “Cumhuriyet mitingleri devam ediyor...” yazısı da yer aldı. ‘Bu işte bir Fetokulli var’ Mitinge destek veren sendika, sivil toplum örgütlerinin şubelerinin pankart ve bayraklarının yanı sıra alandakiler “Güneş Samsun’dan bir kez daha doğuyor”, “Tehlikenin farkındayız, onun için buradayız”, “Kemalistler Tandoğan’da, Anti-... Devamı

18 05 2009

2 Yılın Ardından Tekrar Tek Yürek

TÜRKİYE, ÜZGÜN YURDUM, GÜZEL YURDUMTürkiye, üzgün yurdum, güzel yurdumBoynu bükük ay çiçeğiŞiirin ve aşkın geleceğiTürkiye, üzgün yurdum, güzel yurdumDağ rüzgarı, portakal balıAlçak gönüllü, hünerli, sevdalıTürkiye, üzgün yurdum, güzel yurdumYazgısı kara yazılmış gelinKurumuş sütü memelerininTürkiye, üzgün yurdum, güzel yurdumHarlı bir ateş gibi derinde yananHaramilerin elinde bulunanTürkiye, üzgün yurdum, güzel yurdumGüngörmüş, bilge toprağımYunus, Pir Sultan ve NazımTürkiye, üzgün yurdum, güzel yurdumBozlat, ağıt, halay ve zeybekDumanı üstünde ekmekTürkiye, üzgün yurdum, güzel yurdumYüzü kırış kırış anamAğlayan narım, gülen ayvamTürkiye, üzgün yurdum, güzel yurdumAsmaların üstünde gün ışığıEn güzel geleceğin yakışığıTürkiye, üzgün yurdum, güzel yurdumZinciri altında kımıldayanBitecek sanıldığı yerde başlayanAtaol BEHRAMOĞLU******************************Kuvayi Milliye ŞEHİTLER'iŞehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,mezardan çıkmanın vaktidir!Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,Sakarya'da, İnönü’nde, Afyon’dakilerDumlupınar’dakiler de elbetve de Aydın’da, Antep’te vurulup düşenler,siz toprak altında ulu köklerimizsinizyatarsınız al kanlar içinde.Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,siz toprak altında derin uykudaykendüşmanı çağırdılar,satıldık, uyanın!Biz toprak üstünde derin uykulardayız,kalkıp uyandırın bizi!uyandırın bizi!Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,mezardan çıkmanın vaktidir!                 Nazım Hikmet  1959Cellat uyandı yatağında bir gece"Tanrım"  dedi&n... Devamı

17 05 2009

KARMAŞIK BİR ÇİZGİ / BEKİR KOÇAK

KARMAŞIK BİR ÇİZGİ yürüdü gurbetimehırçın aşılmaz dağ gölgesi ayarsız zamanda gönlüm kavganın kollarında senden uzak unutulmaz gözlerinin elasıanılar siyah beyazateşin kanayan yanıakşamı soruyoranam mı kadın mı mahkum nereden çıktı erkenceyol yol değil kiarkamda uçsuz bucaksız saklanan güz yağmurları suçunu biliyor aklanmamış saçlarından güneş doğuyor öyle de güzel ki Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 34)EYLÜL ÖNCESİYDİ 68'Dİ düşüp kalmış kış ortası gurbete konuksevdiğinin gözleri yurdu ipi koptu uçurtmaların firavunlar buyurdubir resmi yırtar gibi gözlerime esti deli rüzgar orman kendini yedi küfre uzak durdu subiri kan emzirir yüreğinde yarasıbiri yücelmiş ağrı dağı inancına hayramm doğrusu çığlığına çığ düşmüşsevgisi başka türlü aşkı başka mart'tı o zaman solgun tarih ağladı gözlerini yüreğim sloganlar eskidieylül öncesiydi 68'diarşivleri aradımacıya ilaç bulunmaz dendi sıhhiye köprüsünü geçtim sevdiğim kız karşımdaanılar ağlamaklı / ağlamaklı anılar boş ver şimdi Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 27)... Devamı

17 03 2009

Be Hey Dürzü / Neyzen Tevfik

BE HEY DÜRZÜne ararsın tanrı ile aramdasen kimsin ki orucumu sorarsınhakikaten gözün yoksa haramdabaşı açığa niye türban sorarsınrakı şarap içiyorsam sananeyoksa sana zararım içerimikimizde gelsek kıldan köprüyeben dürüstsem sarhoşkende geçerimesir iken mümkünmü ibadetyatıp kalkıp atatürke dua etsenin gibi dürzülerin yüzündendininden de soğuyacak bu milletişgaldeki hali sakın unutmaatatürke dil uzatma sebebsizsen anandan yine çıkardın ammababan kimdi bilemezdin şerefsizNeyzen TevfikCevabenNe işin varTanrı ile aramda Sen kimsin ki orucumu sorarsın Hakikaten gözün yoksa haramda Baş açığa niye türban sorarsın. Rakı, şarap içiyorsam sana ne Yoksa sana bir zararım içerim, İkimiz de gelsek kıldan köprüye Ben dürüstsem, sarhoşken de geçerim. Sakal, şalvar, gümüş, sarık iş değil İbadetin reklamına sığınma İnanç varsa inandığına eğil Her tayinde bir camiye sığınma. Esir iken mümkün müdür ibadet Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et Senin gibi dürzülerin yüzünden Dininden de soğuyacak bu millet. İşgaldeki hali sakın unutma Atatürk’e dil uzatma şerefsiz Sen anandan yine çıkardın amma Baban kimdi bilemezdin şerefsiz. Riyakarsın sakal gizlemez seni Haram ile doldurmuşsun keseni Dokunulmaz sanırsın sana amma, Dokunursa bu millet ……… seni. 1994-AnkaraMutlu Çelik Neyzen tartışması Sivri üslubu nedeniyle Neyzen Tevfik'e mal edilen 'Be Hey Dürzü' şiirinin kime ait olduğu tartışma yarattı. Mutlu Çelik, şiiri Atatürk düşmanlarına ithafen yazdığını söylediAnkaralı çiçekçi Bülent Ulusoy hakkında 'Atatürk'e hakaret' suçlamasıyla dava açılmasına neden olan 'Be Hey Dürzü' başlıklı şiiri kimin yazdığı t... Devamı

17 03 2009

Seçim Sorusu: Suç Mahallinde Suça İştirak mı, Suçluya Müdahale m

Seçim Sorusu: Suç Mahallinde Suça İştirak mı, Suçluya Müdahale mi? - Nihat Behram11/03/2009 08:00Seçimlerle ilgili olarak, gerek yakın çevremden arkadaşlarımın, gerekse toplantılarımda dinleyicilerin ve iletileriyle okurumun ‘tavrım’a ilişkin sorularını, yine bir soruyla yanıtlamaya başlıyorum: suç mahallinde suça iştirak mı, suçluya müdahale mi? TKP seçim bildirgesinde bu sorunun yanıtını, son derece açık ve anlaşılır biçimde verdi. Üstelik, öyle kafa patlatarak okumaya bile gerek bırakmadan, üstünkörü okuyanın bile kolayca anlayacağı biçimde. Kuşkusuz sosyalist olduğunu söyleyen, devrimci mücadelenin yaygınlaşması ve güçlenmesini isteyenler için. Öyle ya: sosyalist olduğunu söyleyen kişi, devrimci mücadelenin yaygınlaşması ve sosyalist örgütlenmenin güçlenmesini isteyen kişi değil midir? Peki, nasıl olur da aklı başında biri, bunun yolunun, burjuva ya da egemen güçlerden birinin sözcüsünü oylamaktan geçtiğini düşünür? ‘Seçim’ tavrımı soran arkadaşıma, ben de ‘cephe mi chp mi?’ diye soruyorum. ‘Evet, haklısın, ama, işte elimiz bağlı!’ diye yanıtlıyor. İnsan elinin bağlı olduğunu neden kabullenir, anlayamıyorum? ‘Eli bağlı olmak’ duygusu da ‘bağımlılık’ yarattı bu toplumda! Üstelik, sonucun, kendine karşıt bir yer olduğunu, egemene hizmet ettiğini bile bile! Tütün gibi! Tütün bağımlısı da öyle der ya: ‘Evet, biliyorum kanser nedeni, ama bırakamıyorum!’ Arkadaşımla konuşmayı sorularımla sürdürüyorum: Peki, sen Nato’ya karşı değil misin? Anti-emperyalist mücadelenin güçlenmesini, devrimci, sosyalist hareketlerin, komünist örgütlenm... Devamı

15 02 2009

AlsahBlog/Güldeste- En Güzel Atatürk Şiirleri Seçkisi- 2005 Arşi

AlsahBlog/Güldeste- En Güzel Atatürk Şiirleri Seçkisi-• Arşiv31/12/2005: Yapraklara, Dallara...23/12/2005: Ceyhun Atuf KANSU/ Havza Yollarında Mustafa Kemal23/12/2005: Oyhan Hasan BILDIRKİ/ "Işık" (Şiir) ve "Atatürk Aramızda" (Seçki)22/12/2005: Mustafa Kemal ATATÜRK/ Bütün Eserleri 1- 1522/12/2005: Behçet Kemal ÇAĞLAR/ Nöbetçi Millet22/12/2005: Attila İLHAN/ Kalpaklı Süvari22/12/2005: Atatürk Şiirleri Antolojisi / Yusuf ÇOTUKSÖKEN22/12/2005: Şiirlerle Atatürk/ Yekta Güngör Özden19/12/2005: Yakup Kadri’den Atatürk’e Bir Mektup/ Ahmet Tetik17/12/2005: Taşköprü'den Bakış /17/12/2005 - Taşköprü ve Kastamonu Linkleri14/12/2005: Mustafa Kemal ATATÜRK/ Türk Kadını8/12/2005: Gençliğin Ata'ya Cevabı7/12/2005: Attila İLHAN/ Mustafa Kemal5/12/2005: Mustafa Kemal ATATÜRK/ Yaşamı 25/12/2005: Mustafa Kemal ATATÜRK/ Yaşamı 15/12/2005: Mustafa Kemal ATATÜRK/ Gençliğe Hitabe5/12/2005: Mustafa Kemal ATATÜRK/ Şiirler (Kendi Yazdığı Şiirler)5/12/2005: Mustafa Kemal ATATÜRK/ 10. Yıl Söylevi5/12/2005: Mustafa Kemal ATATÜRK/ Bursa Söylevi4/12/2005: Ali ŞAHİN/ Profilim'den...4/12/2005: Cahit KÜLEBİ/ Atatürk Kurtuluş Savaşında'dan4/12/2005: Halim YAĞCIOĞLU/ Mustafa Kemaller Tükenmez4/12/2005: Nazım HİKMET/ "KADINLARIMIZ"4/12/2005: Halim YAĞCIOĞLU/ Atatürk'ten Son Mektup4/12/2005: Fazıl Hüsnü DAĞLARCA/ Mustafa Kemal'in Kağnısı - Mustafa Kemal'in Oğlu4/12/2005: Nâzım HİKMET/ Kurtuluş Savaşı Destanı'ndan4/12/2005: S. Apaydın/ 'Yıkın Heykellerimi'4/12/2005: Tahsin SARAÇ/ İşte O Atatürk• Abdullah Baştürk ödülleri açıklandı• Mitingden anladıkları bu!• Kemalizm 4 / Ahmet Taner Kışlalı• Kemalizm 3 / Ahmet Taner Kışlalı• Kemalizm 2 / Ahmet Taner Kışlalı• Kemalizm 1 / Ahmet Taner Kış... Devamı

14 11 2008

Abdullah Baştürk ödülleri açıklandı

Abdullah Baştürk ödülleri açıklandı13/11/2008 09:37 Arkadaşına gönder YazdırKime: E-posta adresiniz: Mesajınız: Hasan Kıyafet “Umut Direniyor” romanıyla Tuzla tersaneleri gerçeğini anlatıyor.Genel-İş ve DİSK eski Genel Başkanı Abdullah Baştürk anısına düzenlenen yarışma sonuçları belli oldu. Haydar Demir’in “Makine” adlı öyküler kitabı, Zehra İpşiroğlu’nun “Özgürlük Yolları” adlı yaşamöyküleri kitabı, Hasan Kıyafet’in “Umut Direniyor” adlı romanı, ödüle layık görüldü. soL (HABER MERKEZİ) Abdullah Baştürk’ün ailesi tarafından, Edebiyatçılar Derneği ve DİSK/Genel-İş Sendikası’yla birlikte bu yıl altıncısı düzenlenen yarışma sonuçları önceki gün açıklandı. Organizasyon adına, yarışma yazmanı ve seçici kurul üyesi Tuncer Uçarol adıyla yapılan basın duyurusunda Remzi İnanç, Özgen Seçkin, Vecihi Timuroğlu, Necati Tosuner ve Tuncer Uçarol’dan oluşan seçiciler kurulunca yapılan değerlendirmelerde, Haydar Demir’in “Makine” adlı öyküler kitabı, Zehra İpşiroğlu’nun “Özgürlük Yolları” adlı yaşamöyküleri kitabı ve Hasan Kıyafet’in “Umut Direniyor” adlı romanının ödüle değer bulunduğu açıklandı.Ödül kazanan kitaplar ve işçi edebiyatı üzerine, 20 Aralık Cumartesi günü 14.00-16.00 saatleri arasında, Ankara’da Mülkiyeliler Birliğinde bir toplantı yapılacak. Yarışmanın ödül töreni ise 22 Aralık Pazartesi günü 18.00 - 21.00 saatleri arasında, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenecek.Akıcı, güncel, gerçekçi Basın duyurusunda, ödüle layık gör&uu... Devamı

14 11 2008

Mitingden anladıkları bu!

Mitingden anladıkları bu!10/11/2008 08:43 Arkadaşına gönder Yazdır<_script /><_script />Kime: E-posta adresiniz: Mesajınız: Dün gerçekleşen Alevi - Bektaşi mitingiyle ilgili olarak, günler öncesinden "provokasyon olacak" yönünde "haberler" yayımlayan AKP medyası, mitingde onbinlerce insanın kararlı duruşu karşısında kendi provokasyonlarını yaratmak zorunda kaldı.soL (HABER MERKEZİ) Dün Ankara'da gerçekleştirilen Alevi-Bektaşi mitingine katılanlar, basında çıkan bazı haberleri görünce "herhalde biz başka mitinge katıldık" diye düşünmüş olabilirler. Zira yüz bine yakın insanın katıldığı, AKP'nin faşizm politikalarına karşı halkların kardeşçe mücadelesi mesajı verilen mitingden bazıları ne yapıp edip provokasyon "haberi"  çıkarmayı başardı!Türkiye'de basının provokasyon merakı öteden beri bilinir. Basın emekçileri her ne kadar görevlerini yapsalar da, merkeze gelen görüntüler ve metinler sansüre uğrar. Özellikle de amacına ulaşan, kitlesel eylemler özenle sansürlenir. Geçtiğimiz hafta 6 Kasım'da YÖK'ün kapısında gerçekleşen eylemler de bundan nasibini almıştı…Fakat herhangi bir eyleme polis müdahale ettiyse "hakkını arayanlar dayak yer" mesajı vermek için, çatışma çıktıysa eylemcilere terörist damgası vurmak için şiddet görüntüleri altyazılarla, kırmızı oklarla desteklenerek uzun uzun verilir. Güçlü ve kalabalık geçen, önemli mesajların verildiği bir mitingin haberi verilirken mitingle alakası olmayan bir kavga "güne damgasını vurduğu" yorumuyla tekrar tekrar işlenir."Sakın o mitinge gitmeyin!"İşte, dün Ankara'da yapılan miting de benzer bir akıbete uğradı. Elli binden fazla insanın katıldığı miting, daha bir gün öncesinden provokasyon sosuna bulanarak g&u... Devamı

30 10 2008

Atatürk’e vatanı kurtarma görevini Vahdettin mi verdi?

Atatürk’e vatanı kurtarma görevini Vahdettin mi verdi?Can Dündar’ın 110 dakikalık Mustafa filminde, Atatürk’ün Samsun’a çıkışının arkasında Sultan Vahdettin olduğu iddiası da yeni bir tartışma başlattı.Filmde, 15 Mayıs 1919’da Padişah Vahdettin, Karadeniz’e göndereceği Mustafa Kemal’e şöyle diyor:“Paşa, simdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi tarihe geçmiştir. Bunları unut. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, paşa devleti kurtarabilirsin.” Bu konuda tarihçilerin üzerinde anlaşamadığı bir başka iddia ise Vahdettin’in, Mustafa Kemal’e Samsun’a çıkarken para verdiği iddiasıdır. Atatürk bu görüşmenin kendi talebiyle yapıldığını Nutuk’ta anlatır ama Vahdettin’den para alması sözkonusu değildir.Mustafa’nın Samsun’a çıkışından Vahdettin’in haberdar olduğu konusunda tarihçilerin ortak düşüncesi var. Ancak yaygın görüşe göre, Mustafa Kemal’in Samsun’a gönderilmesindeki amaç, Karadeniz Bölgesi’nin güvenliğini sağlamaktı. Çünkü itilaf devletleri Mondros Anlaşmasının 7’nci maddesini işleterek, Karadenizi işgal etmeye hazırlanmaktadır. Daha sonra İngiliz belgelerinde geçeceği gibi bölgede yerleşen Rumlar’ın ayaklanması sözkonusudur. Mustafa Kemal’e kağıt üzerinde Sultan Vahdettin tarafından verilen görev bu isyanı bastırmasıdır. Ancak Mustafa Kemal’in farklı planları vardır. Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nın fitilini ateşler.Ata, Madam Corinne’e yazdıÇanakkale'nin sırrı bu mektupta gizliFİlmde, Mustafa Kemal’in 2 Temmuz 1915’te Çanakkale’de çarpışırken sevgilisi Madam Corinne’e yazdığı mektuba yer verildi. Büyük &Oum... Devamı

30 10 2008

Atatürk’e vatanı kurtarma görevini Vahdettin mi verdi?

Atatürk’e vatanı kurtarma görevini Vahdettin mi verdi?Can Dündar’ın 110 dakikalık Mustafa filminde, Atatürk’ün Samsun’a çıkışının arkasında Sultan Vahdettin olduğu iddiası da yeni bir tartışma başlattı.Filmde, 15 Mayıs 1919’da Padişah Vahdettin, Karadeniz’e göndereceği Mustafa Kemal’e şöyle diyor:“Paşa, simdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi tarihe geçmiştir. Bunları unut. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, paşa devleti kurtarabilirsin.” Bu konuda tarihçilerin üzerinde anlaşamadığı bir başka iddia ise Vahdettin’in, Mustafa Kemal’e Samsun’a çıkarken para verdiği iddiasıdır. Atatürk bu görüşmenin kendi talebiyle yapıldığını Nutuk’ta anlatır ama Vahdettin’den para alması sözkonusu değildir.Mustafa’nın Samsun’a çıkışından Vahdettin’in haberdar olduğu konusunda tarihçilerin ortak düşüncesi var. Ancak yaygın görüşe göre, Mustafa Kemal’in Samsun’a gönderilmesindeki amaç, Karadeniz Bölgesi’nin güvenliğini sağlamaktı. Çünkü itilaf devletleri Mondros Anlaşmasının 7’nci maddesini işleterek, Karadenizi işgal etmeye hazırlanmaktadır. Daha sonra İngiliz belgelerinde geçeceği gibi bölgede yerleşen Rumlar’ın ayaklanması sözkonusudur. Mustafa Kemal’e kağıt üzerinde Sultan Vahdettin tarafından verilen görev bu isyanı bastırmasıdır. Ancak Mustafa Kemal’in farklı planları vardır. Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nın fitilini ateşler.Ata, Madam Corinne’e yazdıÇanakkale'nin sırrı bu mektupta gizliFİlmde, Mustafa Kemal’in 2 Temmuz 1915’te Çanakkale’de çarpışırken sevgilisi Madam Corinne’e yazdığı mektuba yer verildi. Büyük &Oum... Devamı

30 10 2008

Ata'nın manevi oğlunun kızından şok iddia

Ata'nın manevi oğlunun kızından şok iddiaAbdürrahim Tuncak’ın kızı Nuray Çulha, filme itiraz etti: “Babam 1908 doğumlu. Üç aylıktan itibaren o evde. 5 yaşında sünnet edildiğinde Zübeyde Hanım’ın yatağında çekilmiş sünnet fotoğrafı bile var” Mustafa filminin yankıları sürüyor. Atatürk’ün 8 yaşında Van’da evlat edindiği anlatılan Abdürrahim Tuncak’ın kızı Nuray Çulha, filme itiraz etti: “Babam 1908 doğumlu. Üç aylıktan itibaren o evde. 5 yaşında sünnet edildiğinde Zübeyde Hanım’ın yatağında çekilmiş sünnet fotoğrafı bile var” Can Dündar’ın yönettiği “Mustafa” filminde, Atatürk’ün 1916’da Doğu’da görevliyken 8 yaşındaki Abdürrahim’i evlat edindiği anlatılıyor ve Halep’te ikisinin birlikte çekildiği fotoğrafa yer veriliyor. Ancak, bu bilgilerin yanlış olduğunu iddia eden Abdürrahim Tuncak’ın kızı Nuray Çulha, VATAN’a çarpıcı açıklamalarda bulundu. 62 yaşındaki Nuray Çulha ’Babam 3 aylıktan itibaren Atatürk’ün evindeydi“ dedi.* Atatürk babanızı 1916’da evlat edinmedi mi? Babam 1908 doğumlu. Atatürk’ün annesinin Kuran’ında yazıyor. Zübeyde Hanım, babamın doğum tarihini Kuran’a kaydetmiş. ”Abdürrahim 1908“ diye yazıyor. Bir de kızı Naciye’nin ölüm tarihini yazmış. Atatürk’ün Naciye isminde bir kızkardeşi ölüyor veremden. Onun ölümünden sonra Akaretler’deki eve geliyorlar. * Yani 8 yaşından çok önce Atatürk ile birlikteydi. Atatürk’ün babamla resmi 1917’de çekilmiş. Babam 1908’de doğduysa, 1917’de 9-10 yaşında oluyor. Babam kendini bildiği zaman Akaretler’de Atat&u... Devamı